Kolombiya Üniversitesi’nden bir grup, plakları daha kırılgan hale getiren bir gen saptadılar. Buna göre, bu plakların çoğu sağlık için riskli görünmüyor, ancak çok az bir parçalanma kan pıhtılaşması meydana getirerek kalp krizi ya da felce neden olabiliyor.
Hücre Metabolizması isimli dergide yayınlanan çalışmada, yağ tortuları gençlerin damarlarında şekillenmeye başlıyor, ancak büyük çoğunluğu zararsız. Plakların yüzde 2’sinin parçalanma potansiyeline sahip oldukları düşünülüyor.
Ölü hücreler
Plakların iç çekirdeği birçok ölü hücre içeriyor. Bu hücreler, plakların dış yüzeyini güçsüzleştiren maddeleri serbest bırakıyor, böylece plaklar daha çok kırılganlaşıyor.
Kolombiyalı grup, bu ölü hücrelerin inşasında anahtar rol oynadığı düşünülen bir gen tespit etti. Araştırmacılar, plakları geliştirmeleri için 10 hafta boyunca aşırı yağlı yiyeceklerle beslediler. Anahtar genden yoksun olan hayvanlar daha küçük plaklar oluşturdular ve bunların ölü hücre seviyeleri daha azdı. Şüpheli gen vücut tarafından hasarlı ya da sağlıksız hücreleri öldürmek için kullanılan mekanizmada merkezi rol oynayan bir protein üretiyor. Bu mekanizma dokularımızın iyi çalışır halde olmasını temin ediyor.
Son yapılan araştırmaya göre, bu sürecin bazen agresif olduğu ve iyi huylu plakların ölümcül olmalarına neden olduğu ortaya çıktı. Araştırmacılardan, Dr. Ira Tabas, “Bulgular, anahtar gen üzerinde etkili olabilecek ve tehlikeli plakların riskini önlemede yeni ilaçlar için umutları artırdı” dedi.
İngiliz Kalp Derneği’nden Alasdair Little ise, bunun çok ilginç bir biyolojik araştırma olduğunu belirterek “Bu çalışma bazı plakların neden kalp krizine yol açan koroner damar hastalıklarına neden olduğu, bazılarının ise neden böyle bir etkisinin olmadığını açıklıyor” diye konuştu.
Bilim Teknoloji ve Saglik damar gen kalp krizi sağlıkBilim Teknoloji ve Saglik damar gen kalp krizi sağlık
Devamını Okuyun...
10.05.2009
En sık görülen 10 önemli ev kazası
1- İlaçlar: Özellikle çocuklara ilginç gelen küçük şekerlemelere benzeyen kalp ilaçları geri dönüşü olmayan zehirlenmelere yol açabilir. Aspirin, flor ve demir tabletleriyle olan zehirlenmeler de ciddi sorunlara neden olabilir. Hayvanlar için kullanılan parazit ilaçları ile bitkiler için kullanılan organik fosfor bileşenleri, yaşamı tehdit eden zehirlenmelere yol açabilir.
2- Boğulmalar: Ortada bırakılan yarı dolu bir temizlik kovasında bile çocuklar birkaç saniye içinde boğulabilir. Bu nedenle havuz, su kovası, küvet gibi tehlikeli noktalara dikkat edilmeli. Doğalgaz zehirlenmeleriyle boğulmalar da dikkate alınmalı.

3- Düşme ve Çarpmalar: Çarpılan veya kafanın vurulduğu yerin kütlesel gücü yüksek değilse ciddi bir sorun yaratmaz. Ancak kolon, kiriş ve seramik gibi kitlesi yoğun yerlerdeki özellikle kafa çarpmalarında kısa ve uzun sürede ortaya çıkabilecek ciddi komplikasyonlar görülebilir.
4- Yanıklar: Çocuklu evlerde kural olarak ocağın uzak alanları kullanılmalı. Kaynar su, süt ve çay yanıkları en sık görülen kazalardan.
5- Kimyasal yemek borusu yanıkları: Deterjan ve lavabo açıcılar ağza alındıktan sonra geri dönüşü olmayan yanıklara neden olur; çocuk kurtulsa bile ömür boyu yapay bir yemek borusuyla beslenmek zorunda kalabilir.
Devamını okuyun…»
çocuk çocuk sağlığı çocuklar Bebek bebeğim bebeğiniz Cocuk Sagligi saglik sağlıkçocuk çocuk sağlığı çocuklar Bebek bebeğim bebeğiniz Cocuk Sagligi saglik sağlık
Devamını Okuyun...
29.07.2007
Çocuk ‘oyun kurucu’ olmalı
Sağlıklı ve yararlı bir oyunun yüzde 90′ı ‘çocuk’, yüzde 10′u ‘oyuncak’ olmalı. Yani oyunun yaratıcısı çocuk, oyuncak ise araç olmalı. Çocuklar tatillerde ve özel günlerde hediye almayı çok sever; ancak ebeveynler, her türlü oyuncağın kendi çocuklarına uygun olamayacağının farkında olmalı. Çocuğun yaşının oyuncak için uygun olmadığı durumlarda oyuncaklar yarardan çok zarar verebilir. Oyuncak nedeniyle yaralanarak acile başvuran çocukların yarıdan fazlası 4 yaş ve altındaki yaş grubundandır. Vakaların neden olduğu birçok ciddi yaralanma ve ölüm olaylarının varlığı unutulmamalı. Sadece bebek ve çocuk sağlığı için değil, gelişimsel açıdan zararlı etkileri olabilecek
oyuncaklardan da kaçınılmalı. Son yıllarda Avrupa Birliği uyum çerçevesi içinde; ülkemizde de oyuncaklar için yönetmelik çıkarılmış ve oyuncakların zararlı etkilerinden çocuklar korunmaya çalışılmıştır. Yan etkileri yanında, oyuncakların doğru kullanımları çocukların gelişmelerine son derece olumlu etki yapar.
çocuk çocuk sağlığı çocuklar Bebek bebeğim bebeğiniz Cocuk Sagligi saglik sağlıkçocuk çocuk sağlığı çocuklar Bebek bebeğim bebeğiniz Cocuk Sagligi saglik sağlık
Devamını Okuyun...
29.07.2007
Çocukları kanserden koruyacak 10 öneri
Gündelik hayatta küçük önlemler alarak çocuğunuzu kanserden korumanız mümkün. Hamileyken ve sonrasında yanında sigara içmeyerek, kanserojen maddelerden ve radyasyondan kaçınarak, fast food beslenmeden koruyarak, spor yaptırarak ve aşılarını ihmal etmeyerek kanser riskini azaltabilirsiniz
Prof. Dr. Murat Tuncer; mükemmel anne baba olmak isteyen aileler için hazırladığı ‘Çocuk Sağlığı Rehberi’ adlı kitabında yer alan önerileri anlattı. Sağlık Bakanlığı Kanser Daire Başkanı da olan Prof. Dr. Tuncer, çocuklarınızı kanserden koruyacak 10 altın öneride bulundu:

1- SİGARA VE ALKOL: Türkiye’de her iki çocuktan biri sigarayla etkilenecek şekilde karşılaşıyor. Sigara; tüm kanserlerin üçte birinden ve akciğer kanserlerinin de yüzde 90′ından sorumlu. Evde sigara içen birinin varlığı ya da annenin sigara içmiş olması çocuklardaki lösemi ihtimalini üç kat artırıyor. Özellikle hamilelik döneminde alkol alan annelerin çocuklarında kanser riski artıyor.
2- ÇEVRE KANSEROJENLERİ: Çevremizde farkında olmadan karşılaştığımız birçok kanserojen, yani kansere neden olan madde var. Örneğin; asbest, erionit içeren ev yapımı malzemeler ve toprak, ağır metal üreten fabrika artıkları, arsenik, PVC kesimi yapılan fabrikalar, elektromanyetik alanlar, hamilelik ve emzikli dönemde kullanılan kimyasal saç boyaları kanser riski yaratır.
3- BESLENME: Kanser riskini azaltan en önemli beslenme tarzı anne sütü ile beslenmedir. Fast food’lardan, gazlı ve hazır içeceklerden kaçınmak da kanserlerin yaklaşık üçte birinden sorumlu olan önemli bir riski azaltmaktadır. Özellikle çocukları cezbeden ancak hiç de sağlıklı olmayan yüksek kalorili atıştırma amaçlı yiyeceklerden çocuklarımızı uzak tutmalıyız. Böylece hem farkında olmadan aldıkları kanserojenleri uzaklaştırmış, hem de onları obeziteden korumuş oluruz. ‘Na-benzoat’ ve ‘askorbik asit’ içeren hazır içecekler de zararlıdır. Ayrıca cocuklarınıza aşırı tadlandırıcı içeren diyet ürünler vermeyin.
Devamını okuyun…»
çocuk çocuk sağlığı çocuklar Bebek bebeğim bebeğiniz Cocuk Sagligi saglik sağlıkçocuk çocuk sağlığı çocuklar Bebek bebeğim bebeğiniz Cocuk Sagligi saglik sağlık
Devamını Okuyun...
29.07.2007
Çocuğunuzun doktoru olun
Prof. Dr. Murat Tuncer, Prof. Dr. Ender Pehlivanoğlu ve Prof. Dr. Hilal Mocan’dan çocuk sağlığı rehberi… Sağlıklı çocuk yetiştirmenin ve hastalıklara karşı alabileceğiniz önlemlerin tüm reçetesi bu dosyada
İşte bu dosyada cevabını bulacağınız sorulardan bazıları:

* Çocuğum hasta mı, ne zaman doktorumu aramalıyım?
* Sağlıklı çocuk yetiştirmek için en önemli 10 öneri.
* Çocuklarınızı kanserden koruyacak 10 önemli bilgi.
* Yazın çocuğuma televizyon kısıtlaması getirmeli miyim?
* Bakıcı bulma problemi nasıl aşılır?
* Seks hakkında çocuğunuzun bilmesi gerekenler.
* Çocuğunuz için hangi sporu seçmelisiniz?
* Çocukları kazalardan koruma yolları.
* Alerjilere karşı ne yapılmalı?
* Aşı, alerji yapar mı?
* Büyümesi normal mi?
* Sık tekrarlayan enfeksiyonlardan çocuğumu nasıl korurum?
* Ateş, ishal ve kusma ne zaman tehlikeli olur?
ÇOCUĞUN HASTA OLDUĞUNU ANNELİK İÇGÜDÜSÜ SÖYLER
‘Çocuğum gerçekten hasta mı’ sorusunun yanıtını bulmak için tıp uzmanı olmaya gerek yok! Çünkü çocuğun hasta olduğunun en doğru habercisi annelik içgüdüsüdür! Eğer anne çocuğunun hasta olduğunu hissediyorsa fazla düşünmeden bir doktora gidilmelidir
Devamını okuyun…»
çocuk çocuk sağlığı çocuklar Bebek bebeğim bebeğiniz Cocuk Sagligi saglik sağlıkçocuk çocuk sağlığı çocuklar Bebek bebeğim bebeğiniz Cocuk Sagligi saglik sağlık
Devamını Okuyun...
29.07.2007
Bebekleri oturtmayın
“Ani bebek ölümü sendromu” ile ilgili yeni araştırmanın sonuçları açıklandı.
20.07.2007 11:43

İngiltere’de yayımlanan Çocuk Hastalıkları Arşivi Dergisi’nde çıkan bir araştırma, “ani bebek ölümü sendromu”na oturur pozisyondaki bebeklerde daha sık rastlandığına işaret ediyor.
Montreal McGill Üniversitesi’nden bir araştırma grubu, 1991-2000 arasında 0-12 ay yaş aralığındaki 508 ani bebek ölümü vakasının yüzde 3.3’ünün bebekler otururken, özellikle de araba koltuklarındayken gerçekleştiğini tespit etti. Riskin özellikle 1 aylık ve daha küçük bebeklerde yüksek olduğu belirtildi.
Yeni Zelanda Auckland’de yapılan bir başka araştırma ise 43 vakadan 9’unun araba koltuğunda gerçekleştiğini, bunun sebebinin de 0-5 ay arası bir dönemde bulunan bebeklerin başlarını kontrol edemediklerini, öne düşen başın ise çeneyle göğüse baskı yaptığını, bunun da üst solunum yolunu daraltıp soluğu kestiğini ortaya çıkardı.
HÜRRİYET
Bebek bebek sağlığı Bilim Teknoloji ve Saglik saglik sağlıkBebek bebek sağlığı Bilim Teknoloji ve Saglik saglik sağlık
Devamını Okuyun...
21.07.2007
Amerikalı bilim adamları tarafından geliştirilen ve son aylarda Türkiye´de de uygulanmaya başlayan ´pillar implant´ yöntemi sayesinde horlama sorununun önüne geçilebiliyor. Ameliyat sadece 15 dakika sürüyor.
Nevşehir Devlet Hastanesi KBB Uzmanı Dr. Tamer Kolay, tıp dünyasının özellikle erkeklerde görülen ve hastaları olduğu kadar eşlerini de rahatsız eden horlamaya karşı mücadelesini sürdürdüğünü söyledi.
Dr. Kolay, horlama hastalığının, kişinin gece uykusu sırasında nefes alıp vermesinin 10 saniye durmasına ve bu 10 saniye içinde beyne oksijen gitmediği için uyandığında bilinç kaybı ve gün boyu süren uyuklamalarla karşı karşıya kalmasına neden olduğunu anlattı.
Kolay, daha önce uygulanan tedavi yöntemleriyle hastanın iyileşmesinin 10 gün sürdüğünü ve sosyal hayatına geri dönebilmesi için 20 gün gerektiğini söyledi. Kolay, geliştirilen ‘pillar implant’ yöntemi sayesinde hastanın 15 dakika süren operasyonun ardından sosyal yaşamına devam edebildiğini belirtti.
YENİ YÖNTEM ÇOK DAHA ETKİLİ
Daha önce uygulanan tedavide hastanın bademciğinin alındığını ancak bu yöntemde hastanın damağına küçük çubuklar yerleştirildiğini anlatan Kolay, şöyle konuştu: “Bu hastalığın tedavisi öteden beri var ancak son 2 aydır çıkan yeni yöntemin diğerlerine göre bazı üstünlükleri var. Sadece lokal anestezi altında bir cerrahi girişim olmaksızın 3 tane küçük implant’in özel aparat vasıtasıyla yumuşak damar içerisine yerleştirilmesi sağlanıyor.
Daha önce bademciğin alınması ile yapılan operasyon daha agresif ve dokuya zarar verebilecek girişimlerdi ve genel anestezi altında yapılıyordu. Hastanın iyileşmesi 10 gün, sosyal hayatına dönebilmesi için de 20 gün gerekiyordu. Şimdi hiçbir acı hissetmeyen hasta ameliyatın hemen ardından sosyal yaşamına devam edebiliyor.”
ANA MENULER horla horlama horlamak yok horlamaya son hormalaya çare horultu sağlık sağlıklı yaşam sağlığımızANA MENULER horla horlama horlamak yok horlamaya son hormalaya çare horultu sağlık sağlıklı yaşam sağlığımız
Devamını Okuyun...
17.07.2007