DUYURU  : Telif haklarini ihlal eden her turlu materyal Hosfrm'da Yayinlanamaz ve Dagitilamaz! Please Read! Legal disclaimer and notice.
| frmda.Com | Kisisel Sayfalar | Anket ve Yarismalar | Ask Doktorunuz | Guncel Haberler | Genel Konular | Eglence Bu Bolumde Kopacaksiniz | Hobileriniz | Definecilik Ile Ilgili Hersey |
| Genel Kultur Konulari | Kultur ve Sanat | Turk Kulturu-Turk sanati | Dinimiz Islam | Videol paylasim Merkezi | Dizi Izle | Muzik ve Mp3 Tanitim | Tum Oyunlar | Elektronik Dunyasi | Bilgisayar-Donanim-Surucu teknik Destek-Programlar | Guvenlik Merkezi |Cep Telefonu-Logo-Melodi-Program | Digital Uydu Dunyasi | Webmaster Yardim | Bilgi Bankasi-Dev Odev Arsivi |frmda.Com Danisman | Kadin Dunyasi | Cocuklara Ozel | Erkeklere Ozel |Araclar Modifiye | frmda Ilan ver |

 

Hard diskin Çalışma Prensipleri

Hard diskin Çalışma Prensipleri
Verilerimizi kalıcı olarak saklamak için kullanılan bir saklama birimidir. Sabit disk döner bir mil üzerine sıralanmış, metal veya plastikten yapılma ve üzeri manyetik bir tabaka ile kaplı plakalar ve bu plakaların alt ve üst kısımlarında yerleşen okuma/yazma kafalarından oluşur. Veriler sabit diskteki bu manyetik tabakalar üzerine kaydedilir. Verilerin kaydedilmesinde mıknatıslanma mantığı kullanılır. Mıknatısın iki kutbu dijital olarak 1 ve 0 ‘ı temsil eder. Verilerimiz böylece küçük mıknatıslar halinde bu manyetik ortamlara yazılırlar. Bu manyetik tabakaların üstü dairesel çizgilerle örülüdür. Bunlara iz (track) denir. Sabit disk’te birden fazla plakalar üst üste dizilmiştir. Bu plakaların hem alt hem de üst tarafına bilgi yazılabilir. Herbir plaka üzerinde altlı-üstlü yerleşen ve herbirinin ortadaki mile uzaklığı aynı olan izlerin oluşturduğu gruba silindir ismi verilir. Sabit disk üzerinde herbir yüz bir kafa tarafından okunmaktadır. Bu nedenle kafa ve yüz aynı terime karşılık gelir. İz yapısını pasta dilimi şeklinde bölünmesiyle oluşan ve sabit disk üzerinde adreslenebilir en küçük alana denk gelen parçaya ise sektör (Sector) adı verilir ve bir sektörün barındırabileceği veri miktarı 512 byte uzunluğundadır. Bu sektör, kafa ve izler sabit diskte verinin adreslenmesi için kullanılırlar. Şuan adreslemede kullanılan iki yöntem vardır. Bunlardan ilki CHS olarak adlandırılan Cylinder-Head-Sector konumlarının verilmesi ile 3 boyutlu olarak dosyanın yerinin bulunması ikincisi ise LBA (Logical Block Adressing – mantıksal kütük adreslemesi) adı verilen tek boyutlu adresleme yöntemidir. Günümüzde kullanılan iki tip sabit disk arabirimi vardır. Bunlar IDE ve SCSI’dir.
IDE
IDE (Integrated Drive Electronics) bilgisayarın anakartındaki veri yolu ile depolama aygıtları arasında kullanılan standart bir elektronik arabirimdir. IDE IBM’in 16 bitlik ISA yol sistemi tabanlıdır ama ayrıca diğer yol standartlarını kullanan yol sistemlerinde de kullanılabilir.Günümüzde satılan birçok bilgisayar IDE’nin gelişmiş versiyonu olan EIDE’yi (Enhanced IDE) kullanır. IDE kasım,1990’da ANSI tarafından bir standart olarak benimsendi. IDE’nin ANSI ismi ATA’dir (Advanced Technology Atachment). Normal şartlar bir IDE arabirim ile iki tane sabit diskin çalıştırılması mümkündür: Ancak iki entegre denetleyicisinin birinci pozisyonda olmak istemesini engellemek gerekir. Bunu yapmak için sürücülerden biri ana sürücü (Master Drive) diğeri de bağımlı sürücü (Slave Drive)’dır. Bu disk işlemlerinde açık bir hiyerarşi oluşturur. IDE’nin deenetleyici teknolojisinin artan isteklerine cevap vermekte yetersiz kalması nedeni ile EIDE’nin ortaya çıkmıştır. IDE denetleyicisinin üç temel sorunu vardı. 528 MB’’lık depolama üst sınırı vardı. Yani 528 MB’ın üstündeki diskler IDElerle kullanılamazlar. En çok iki disk desteği vardı. Yalnızca iki disk kullanılabilmekte idi. Ve CD-ROM gibi çevre birimlerine destek vermemekte idi. EIDE ile birlikte her bir disk için 8.4 GB’lık disk desteği vardır. Günümüzde bu sınır daha da üste çekilmiştir. 128 GB’a kadar diskler desteklenebilir. 4 tane IDE diski ve CD-ROM kullanılabilir. Bunun için de IDE1 ve IDE2 olarak iki tane arabirim konnektörü kullanılır. Birincil olana Primary ikincil olana da Secondary ismi verilir. Bir konnektörde iki tane disk ve benzeri aygıt kullanılabilir. Bunlar birbirinden Master ve slave olarak biribirinden ayrılır. Böylece bilgisayara takılan disk ve benzeri birimler Primary master, Primary Slave, Secondary Master ve Secondary Slave olarak isimlendirilir. Hiyerarşik düzünde aynen bu şekildedir. EIDE’lerle birlikte Ultra DMA kavramı ile karşılaşmaktayız. Ultra DMA bilgisayarın veriyi sabit diskten bilgisayarın veri yolları ile anabelleğe göndermede kullanılan bir protokoldür. ULTRA DMA/33 protokolü verileri çoğuşma modunda ve 33.3 MBps (Megabayt/saniye) hızında transfer eder. Bu bir önceki DMA arabiriminin iki katı kadar daha hızlıdır.Ultra DMA Sabit disk üreticisi olan QUANTUM ve chipset üreticisi olan INTEL tarafından geliştirildi. Bilgisayarınızın Ultra DMA’yı desteklemesi demek bilgisayarınızın daha hızlı açılması, yeni uygulamaları daha hızlı çalıştırması anlamına gelir. Ultra DMA 40 pinlik bir IDE arabirimi kablosu kullanır. Ultra DMA/33’den sonra Ultra DMA/66 çıktı. Ultra DMA/66 verilerin 66 MBps hızında iletilmesini sağlar. Bu bir önceki Ultra DMA moduna göre iki kat hızlıdır. Ultra DMA/66 80 pinlik IDE kablosu kullanılır. Ultra DMA’nın çoğuşma modunu desteklediği söylenmişti. Çoğuşma modu verilerin normalinden daha hızlı gönderildiği bir veri gönderme kipidir. Çoğuşma kipini gerçekleştiren birçok teknik bulunmaktadır. Veri yolunda, Örneğin çoğuşma modu, bir aygıtın yolun kontrolünü ele almasını ve diğer aygıtların bunu kesmemesini sağlayarak gerçekleştirilir. RAM’de ise Çoğuşma modu bir sonraki hafıza birimi kendisine ihtiyaç duyulmadan getirilerek yapılır. Bu disk cachlerinde kullanılan tekniğin aynısıdır. Böylece veriler daha hızlı iletilirler.
Bütün çoğuşma modlarının sahip olduğu bir karakteristik geçici ve güçlendirilemeyen olmasıdır. Sınırlı zaman dilimlerinde ve özel şartlarda normalden daha hızlı veri transferi sağlarlar.
SCSI
Small computer System Interface’in kısaltılmış şeklidir. SCSI arabirimi seri ve paralel portlardan daha hızlı veri transfer oranı sağlar. (saniyede 80 Megabyte veri iletimi sağlayabilir). SCSI arabirimlere diskin dışında yazıcı, CD-ROM gibi çeşitli aygıtlar bağlanabilir. Bu yüzden SCSI basit bir arabirimden çok bir giriş/çıkış yoludur. SCSI arabirimi bir ANSI standardı olmasına rağmen çeşitli varyasyonları bulunmaktadır. Bu yüzden İki SCSI arabirimi birbiri ile uyumlu olmayabilir. Günümüzde kullanılan SCSI arabirimleri aşağıdadır.
¨ SCSI-1 : 8 bitlik bir yol kullanır ve 4 MBps lik bir veri transfer hızını destekler.
¨ SCSI-2 : SCSI-1 ile aynıdır, fakat 50 pinlik konnektörler kullanırlar. ve birden fazla aygıtın bağlanmasına izin verirler.
¨ Wide SCSI : 16 bitlik veri transferini desteklemek için daha geniş bir kablo kullanırlar.
¨ Fast SCSI : 8 bitlik yol kullanırlar, fakat 10 MBps’lik veri transferini desteklemek için saat hızını ikiye katlarlar.
¨ Fast wide SCSI : 16 bitlik yol kullanır ve 20 Mbpslik veri transfer hızını destekler.
¨ Ultra SCSI : 8-bitlik yol kullanır ve 20 MBps’li veri transfer hızını destekler.
¨ SCSI-3: 16 bitlik yol kullanır ve 40 MBps’lik veri transfer hızını destekler. Ayrıca Ultra Wide SCSI de denir.
¨ Ultra2 SCSI: 8 bitlik yol kullanır ve 40 MBps’lik veri transfer hızını destekler.
¨ Wide Ultra2 SCSI: 16 bitlik bir yol kullanır ve 80 MBps’lik veri transfer hızını destekler.
SCSI aygıtların dürümlerine göre 15 aygıta kadar sisteme bağlayabilir. SCSI’ler IDE arabirimlerinden farklı olarak rasgele erişim yöntemini kullanırlar. IDE’ler ise sıralı erişim yöntemini kullanırlar. SCSI arabirimleri IDE’lerden daha hızlıdırlar. Ancak daha da pahalıdırlar. Dünya piyasının yaklaşık %10’unda varlar. IDE’ler ise ucuz olmaları ve artık anakart üzerinde tümleşik olarak gelmeleri sebebi ile daha fazla tercih edilmiştir. Bir sabit diskin kapasitesi şu şekilde hesaplanır.
Silindir sayısı*Sektör Sayısı*kafa sayısı*512’dir
1024 silindir, 256 kafa ve 63 sektör parametrelerine sahip bir sabit diskin kapasitesi: 1024*256*63*512=845571864 Byte’dır. Bu da yaklaşık 8.4 Gigabyte’dır. Sabit diskler ile gelen önemli bir kavram da partisyon kavramıdır. Partisyon kabaca diskin üzerinde oluşturulmuş bölümlerdir. Bir diskte sadece bir partisyon olabileceği gibi birden fazla da partisyon olabilir. Bir partisyon hangi amaç ile oluşturulmuş olursa olsun o partisyona ulaşım yapacak işletim sistemine uygun bir dosya sistemi ile biçimlendirilmelidir. Bu genellikle işletim sisteminin sorunudur ve işletim sistemi birden fazla dosya sistemini destekleyebilir. Partisyonların isimlendirilmesine gelince ilk olarak primary master konumundaki partisyon c’den itibaren isim almaya başlar. Sonra master diskinizde birden fazla partisyon var ise onlar isimlendirilmeye başlar. Örneğin Primary master’daki disk ikiye bölünmüş ise birincisi C: ikincisi ise D: ismini alır. Buradaki bölümleme işlemi mantıksaldır. Eğer, ikinci bir sabit disk var ise bu disk fiziksel olduğu için D: harfini alır. Mantıksal olarak bölümlenmiş diskin ikinci bölümü ise E: harfini alır. Dosya sistemlerinde yaygın olanlarından biraz bahsedelim
¨FAT
File Allocation Table – Türkçeye çevirmek gerekir ise Dosya Atama Tablosu.Bu sistemde partisyon herbiri belli miktarda sektör içeren cluster isimli parçalara ayrılır. Ve hangi dosyaların bu cluster parçalarından hangilerine yerleştiği, hangi cluster parçalarının boş, hangilerinin dolu olduğu gibi bilgiler FAT üzerine yazılır. İşletim sistemi de herhangi bir dosyaya erişim yapmak istediğinde dosyayı bulmak için FAT üzerine yazılan bu bilgilerden faydalanır. Her ihtimale karşı sabit disk üzerinde bir kopyası bulundurulur.
¨ FAT16
DOS, Windows3.1 ve OSR2 sürümü öncesi Windows95’in kullandığı dosya sistemidir. Eski bir dosya sistemi olduğu için birtakım dezavantajları ve eksiklikleri vardır. Bunlardan bir tanesi kök dizinin (root) sınırlandırılmış olmasıdır. FAT16 sisteminde açılıştaki primary partisyona ait root dizini, FAT tablosu ve boot sektörü cluster içinde yer almazlar ve sayısı belli olan sıralı sektörlerde tutulurlar. Bu sayının belli olması kök dizinine yapılacak eklentilerin belli bir sınırı olması sonucunu doğurur. Kısacası altdizin istenildiği kadar uzatılabilmekle birlikte kök dizinde belli uzunlukta girişle sınırlandırılmıştır. İkincisi FAT16 dosya sisteminde adresleme 16 bit olduğundan adreslenebilecek maksimum cluster sayısı 65525’tir ve bu clusterların boyutu 32 KB olabilir. (aslında cluster sayısı 65536 olmalıdır. Ama bazıları özel amaçlar için tutulur.) bu da bizi FAT16’da kullanılan bir partisyonun 2 GB’dan daha büyük olmayacağı sonucuna götürür. Üçüncüsü FAT16 elindeki boş sabit diski ya da partisyon alanının bir şekilde elindeki clusterlara dağıtmak zorundadır. Bu nedenle sabit diskin boyutu büyümeye başladıkça cluster’ın boyutu da büyür. Örneğin 1 MB’lık bir dosya birçok cluster üzerine sıralanıp yerleşirken 10KB uzunluğundaki tek bir dosya bir cluster’ı kaplar. Bu durumda özellikle disk boyutu 1-2GB arasında iseFAT16 cluster boyutu 32 KB olacaktır ve cluster üzerinde 10KB’lık dosyadan arta kalan 22 KB’lık boşluk değerlendirilemeyerek boşa gidecektir. Özellikle çok miktarda ufak dosya barındıran sabit disklerde bu durum bolca olur.
¨FAT32
Windows95 OSR2, Windows98, Windows2000 ve Linux tarafından tanınan ve FAT16’dan daha gelişmiş bir dosya sistemidir. İlk olarak FAT32’de herhangi bir kök dizin sınırlaması yoktur. İkinci olarak FAT32, FAT16’daki 16 bitlik adresleme yerine 32 bitlik adresleme kullanır. Bu da 2 TB’a kadar olan disklerin tanınmasını sağlar. Üçüncü olarak FAT32 cluster boyutunu azaltarak boş alan israfını azaltır. FAT16 ile FAT32 arasındaki farklar değişik disk veya partisyon büyüklükleri için aşağıdaki tabloda gösterilmektedir.
FAT16 ve FAT32 cluster boyutları
Sürücü ya da Partisyon Boyutu
FAT16 cluster Boyutu
FAT32 cluster boyutu
256 MB - 511 MB
8 KB
Desteklenmiyor
512 MB – 1023 MB
16 KB
4 KB
1024 MB – 2 GB
32 KB
4 KB
2 GB – 8 GB
Desteklenmiyor
4 KB
8 GB – 16 GB
Desteklenmiyor
8 KB
16 GB – 32 GB
Desteklenmiyor
16 KB
à 32 GB
Desteklenmiyor
32 KB

Devamını Okuyun... Hadi Yorum Yazalım 31.12.2007

TCP ve UDP Portları

TCP ve UDP Portları

TCP/IP bir protokoller topluluğudur, internetteki bilgisayarlar arasında veri iletişimini düzenler.
TCP/IP 4 katmandan oluşur:
 

1- AĞ (Network Katmanı):

Veri iletişiminin yapılabilmesi için gerekli fiziksel donanım. Ethernet kartı, kablo, hub vs.

2- Internet:

TCP’den gelen isteklerin paketlere dönüştürüldüğü, yönendirildiği ve yollandığı katmandır. 4 alt birimden oluşur:

a- ICMP: Paketler halinde kontrol mesajları gönderilir ve karşılığında bu veri gitti gitmedi / döndü dönmedi bilgilerini döndürür. Bileceğiniz üzere “PING” komutunda da aynı protokol kullanılır.(Internel Command Protocol)
b- IGMP: Gönderilecek verinin nasıl gönderileceğine karar verir. (bütün makinalara, bir gruba, tek bir bilgisayara veri gönderilebilir)
c- ARP: IP adreslerini MAC adreslerine çevirir. (Bu konuyla ilgili eksikleriniz varsa lütfen TCG’nin eski sayılarına bakınız.)
d- IP: Oluşturulan veri paketlerinin yönlendirilmesi ve adreslemesi işini yapar.

3- İletim Katmanı:

Bilgisayarların iletişim sağlayabilmesi için kullanılan protokollerdir. 2 adettir:

a- TCP: Güvenli veri alışverişi sağlar. Gönderici bilgisayar veriyi gönderir, bir de kontrol mesajı gönderip verinin yerine ulaşıp ulaşmadığını anlar. Eğer veri yerine ulaşmamışsa yeniden gönderir. (Bir .exe dosyasının iletimini düşünün. 1 byte’ın dahi eksik gitmesi halinde program çalışmayacaktır. Bu gibi durumlarda TCP tercih edilir).
b- UDP: Hızlı ancak güvensiz bir iletişim protokolüdür. Gönderici bilgisayar veriyi gönderir anca kverinin ulaşıp ulaşmadığını kontrol etmez. Hızın önemli olduğu durumlarda tercih edilir. (Örneğin bir bilgisayar flood yapıyorsanız verinin doğru gidip gitmediğinden çok verinin çabuk gidip gitmediğini hesaplarsınız).

4- Uygulama Katmanı:

Bu katman verilerin iletimini yapan programlar topluluğundan oluşur.

a- NETBIOS: Sadece windows temelli bilgisayarlarda kullanılabilen programlardır. Örneğin NET USE e: \\195.176.122.6\C gibi. Windows isletim sistemli bir bilgisayardan bir diğerine bağlantı kurulur.
b- Sockets: TCP/IP’yi kullanarak çalışan veri iletişim programlarıdır. Örneğin TRACEROUTE.
Soket programı yazıyorsanız kullanacağınız 3 değer vardır:
a- Veri gönderilecek bilgisayarın IP adresi.
b- Nasıl iletileceği (TCP / UDP)
c- Gönderilecek port.
Veri göndereceğimiz/alacağımız bilgisayarın IP adresini bilmemiz yeterli değildir. Birbirinden bağımsız tüm verilerin düzenle iletilebilmesi için portları da kullanmak zorundayız. Örneğin aynı anda hem web’de dolaşıyor, hem program indiriyor, hem maillerinizi alıyor hem de bir arkadaşınıza program gönderiyor olabilirsiniz. İşte bütün bu işlemlerin aynı anda ve problemsiz işleyebilmesi için portları kullanmak zorundasınız. Portlar standart’tır. Daha önceden hangi işlemler için kullanılacakları belirlenmiştir.

Devamını Okuyun... Hadi Yorum Yazalım 31.12.2007

Ekran Kartı

Ekran Kartı

Görüntü kapasitesini bilgisayara vermek için takılan bir karttır. Bir bilgisayarın görüntü kalitesi hem ekran kartına ( Görüntü bağdaştırıcı) hem de monitör’e bağlıdır. Örneğin Bir Monochrome monitör, görüntü bağdaştırıcınız ne kadar kuvvetli olursa olsun renkleri görüntüleyemez.

Birçok farklı tipte görüntü bağdaştırıcısı günümüzde bulunmaktadır. Bunlardan en uygun görüntü standartlarını IBM ve VESA firması tarafından tanımlanmaktadır. Her bağdaştırıcı farklı video modları sunar. Video modlarının iki temel kategorisi text ve grafik modudur. Text modunda bir monitör yalnızca ASCII karakterleri görüntüleyebilir. Grafik modunda ise bit eşlemli şekilleri görüntüleyebilir. Text ve grafik modlarının içinde bazı monitörler çözünürlük seçeneği sunarlar. Daha düşük çözünürlükte bir monitör daha çok renk görüntüleyebilir.

Modern bağdaştırıcılar bir bellek taşırlar. Böylece bilgisayarın belleği görüntüleri depolamada kullanılmak zorunda kalmaz. Buna ek olarak çoğu bağdaştırıcının grafik hesaplamalarını gerçekleştirmek için kendi grafik işlemcisi vardır. Bu bağdaştırıcılara grafik hızlandırıcı (graphic accelerators) denir. Günümüzdeki çoğu monitör görüntüleri göstermek için analog sinyalleri kullanırlar. Görüntü bağdaştırıcısının Yaptığı işlem de bilgisayardan ekrana gidecek olan görüntünün dijital bilgisini alır. Kendi belleğinde depolar ve bunu analog sinyallere çevirerek monitöre gönderir.

Çözünürlük: Çözünürlük bilgisayar ekranındaki bulunan pixel sayısıdır. Yatay ve dikey ekrandaki pixel sayısı terimleri ile ifade edilirler. Çözünürlük bir inch’de bulunan pixel sayısı olarak ifade edilse de durum bilgisayar monitörlerinde biraz farklıdır. Bilgisayar monitörü için verilen çözünürlük; bilgisayarın yatay ekseninde ve dikey ekseninde bulunan pixel sayısını verir. Örneğin Bir monitör için 800’e 600 çözünürlük bilgisi veriliyor ise; Bunun anlamı yatay eksende 800; dikey eksende de 600 pixel bulunduğudur. Toplamda ise 800*600 pixel görüntülenebilir. Çözünürlük arttıkça görüntülenen şeklin netliği artar; fakat görüntülenen şeklin ise boyutu bilgisayar ekranında küçülür.

 

Aşağıdaki tablo farklı çözünürlükler için ihtiyaç duyulan Video belleğini (Video RAM) göstermektedir.

Çözünürlük
256 renk (8-bit)
65,000 renk(16-bit)
16.7 milyon renk (24-bit,gerçek renk)
640×480
512K
1 MB
1 MB
800×600
512K
1 MB
2 MB
1,024×768
1 MB
2 MB
4 MB
1,152×1,024
2 MB
2 MB
4 MB
1,280×1,024
2 MB
4 MB
4 MB
1,600×1,200
2 MB
4 MB
6 MB
 

Ekran kartları cephesinde hep tek taraflı incelemelerin yapılması, profesyonel ekran kartları incelemesinin boşlanması ve profesyonel ekran kartlarıyla ilgili bilgilerin çok nadiren verilmesi çoğu kullanıcının kafasında çok önemli soru işaretleri oluşturdu. Bu sorunlardan en önemlisi tercih meselesi. 3D ve CAD/CAM ile profesyonel olarak ilgilenen kişilerin işi OpenGL ile olduğu için, yeni oyunlarda OpenGL destekli ifadesine rastlanması, bu kullanıcı kesiminin kartların oyun performansına bakarak tercih yapmasına neden oluyor. Böyle bir seçimin neden yanlış olduğunu işin ehli kullanıcılar biliyor; fakat yeni nesillere ve yeni kullanıcılara bunu örnek testlerle anlatmak gerekiyordu. Bunların yanı sıra, profesyonel ekran kartlarını oyun kartlarından ayıran unsurlara da değinmek gerekiyordu. Bu konuyla ilgili olarak çok fazla mail gelmeye başlayınca ve haber guruplarında çok tartışılmaya başlanınca bu konuya eğilmeye karar verdik.

Profesyonel Ekran Kartı Nedir?

Genelde “müşteri CAD ile uğraşacakmış” diye tabir edilen ve “profesyonel kesim” diye belirttiğimiz, oyun haricindeki tasarım, modelleme programları için hem donanımsal, hem de yazılımsal olarak özel olarak geliştirilen ekran kartlarına bu ismi veriyoruz.

Biraz önce işaret ettiğimiz gibi profesyonel ekran kartı konseptinin hafiften unutulmasındaki en önemli sebeplerden bir tanesi de oyunlar. Profesyonel tasarım ile uğraşan kişinin genelde OpenGL(3D yazılım arabirimi) ile işi olur. Fakat 98-99 senesinden sonra yeni çıkan oyunlarda OpenGL desteklidir ibaresine rastlanması akılları biraz karıştırdı. Kullanıcılar OpenGL destekli oyunların performansına bakarak tercih yapmaya başladı.


PNY Quadro 700XGL
 

Bunun haricinde, profesyonel tasarımla uğraşıyorsunuz diye hiçbir araştırma yapmadan da profi ekran kartı alma gibi yanlışlar da yapılıyor. Örneğin, 3D/DCC ile uğraşanlar için yüksek texture performansı gerekirken, CAD/CAM ile uğraşanlar için yüksek doku(texture) yani bellek performansı gerekmiyor. Bu tür konularda da yanlışlık yapılabiliyor.

Oyun Kartı vs. Profesyonel Ekran Kartı

Profesyonel kesimin gidip oyun kartı almasının yanlış olduğundan bahsettik. Peki bu yanlışlar neler? Birinci olarak bilinmesi gereken, 3D oyunlardaki sahnelerde yer alan objeler basit, yani az poligon içerdiğidir. Gerçekçilik efektleri texture(doku) adını verdiğimiz resim dosyalarının, objelerin yüzeylerine bindirilmesiyle elde ediliyor. Profesyonel tasarımda ise sahnede gerçekçilik ön plandadır. Yani objeler çok fazla poligon içerebilir. Dolayısı ile profesyonel tasarım için yüksek poligon performansına ihtiyaç duyulabileceğinin altını çizmek gerekiyor. Gerçekçiliği sağlamada çok fazla poligon kullanılması gerekiyor.

Q3 motorunu taşıyan güncel bir oyunda yaklaşık 8000-9000 poligon kullanılır. Render ise doku ve ışık bilgiler ile edilir. Fakat, örneğin CAD/CAM uygulamalarında karmaşık geometrilerle çalışılır. 256000 üçgene kadar yolu var.

Profesyonel ekran kartlarını, oyun kartlarında ayıran önemli özellik, sürücü desteği. Profesyonel tasarım yazılımları için özel olarak optimize edilmiş sürücüler ve programcıklar gelir profi ekran kartları ile. Ekran kartının performansını sürücüler aracılığı ile kullanılacak programa göre optimize etmek mümkün. Hatta nVidia’nın profi ekran kartı çözümleriyle verilen 3DSMax, AutoaCAD gibi yazılımlar için ufak eklentiler, uygulamadaki kullanılmayan özellikleri kapatarak performansın artmasına imkan tanıyor. İstendiği takdirde de daha fazla kalite için programı modifiye etmek mümkün oluyor. Oyun kartlarında böyle bir sürücü desteğinin olmadığını dikkatli kullanıcıların hepsi bilecektir.



 

Bir diğer fark, WireFrame performansı. Özellikle 3D/DCC ve CAD/CAM ile uğraşanlar için WireFrame performansı çok önemli. WireFrame’i tel ve çizgi kafesler olarak tanımlamak mümkün. WireFrame’li obje döndürüldüğü zaman geometrik bilgilerin tekrar hesaplanma hızı oldukça önem taşır. Hatta profi ekran kartlarında hardware üzerinden ‘Wireframe Anti-Aliasing’ desteğinin olduğunu, bu desteğin oyun kartlarında olmadığını da vurgulamak gerekiyor.


 

OpenGL destekli oyunların hemen her zaman tam ekran çalıştırılmasına karşın, 3D Studio MAX, Maya gibi programların gerektiğinde birden çok pencerede aynı zamanda OpenGL destekli yürütülür. Bu önemli bir farktır. Sürücüler ile birlikte gelen “Unified Back/Depth Buffer” konsepti yardımıyla bellek optimizasyonu sağlanıyor ve birden fazla OpenGL penceresinde işlem yürütülmesini kolaylaştırıyor.

Söylediklerimizin yanı sıra bir de kalite problemleri var. Bir oyun kartı ile profesyonel tasarım ile uğraştığınızda dokularda bazı bozukluklarla karşılaşabilmeniz de mümkün oluyor. Bu, hem iş kaybı hem de zaman kaybı anlamına geliyor

Devamını Okuyun... Hadi Yorum Yazalım 31.12.2007

CD-ROM ve CD-Writer’ın görevini açıklama

CD-ROM’lar disk ve disketler gibi veri depolamak için kullanılan birimlerdir. Veri kaydetme prensibi manyetik ortamlarda olduğu gibi mıknatıslanma esasına dayanmaz. Optik mantıkla veriler kaydedilirler. CD-ROM’ların çalışma prensibi bir metal veya plastik disk üzerine LASER ışını ile oyuklar açmaktır. Bilindiği üzere verilerimiz bilgisayarda 0 ve 1 şeklinde işlenir ve depolanır. Burada sıfır ve biri temsil edenler ise oyuklar ve tümseklerdir. Bu şekilde oyuklar ve tümsekler oluşturulduktan sıra bunların okunmasına gelmiştir. CD-ROM sürücüler bu okuma işlemini gerçekleştirirler.

 

 CD-ROM sürücünün okuma/yazma kafası yoktur. Bunun yerine laser ışınını veri üzerine gönderen ve yansımaları sınıflandırarak elektrik sinyallerine çeviren bir eleman vardır. CD-ROM’lar çok büyük veri saklama kapasitelerine sahiptirler. Bir CD-ROM yaklaşık 650MB’lık bilgi saklayabilir. Bnun yanında CD-ROM güvenilir veri saklama birimleridir. Bilgiler fiziksel oyuklar ile oluşturulduğu için CD-ROM üzerine herhangi bir çizik gibi fiziksel hasarlar yapılmadığı sürece bilgiler uzun süre saklanabilir. Bununla birlikte CD-ROM’lara bilgiler yalnızca bir defa yazılabilir. Birden fazla kez yazılabilen CD-ROM’lar da vardır. Bunlara Rewritable CD-ROM denir. Bu ortamlar yaklaşık 1000 kez kullanılabilirler.

CDROM’ların okuma hızları 8X, 10X, 36X, 48X gibi sayılarla ifade edilirler. Peki bunlar ne anlama gelirler. Bir CD-ROM sürücünün 8X hızında olması demek saniyede 8*150KB’lık veri okuyabilmesi demektir. Bu da yaklaşık sanide 1,2 MB’lık veri transferi sağlar.

CD Writer’lar kaydedilebilir CD-ROM’lar üzerine bilgi kaydetmek için kullanılırlar. Gene CD-ROM sürücülerde olduğu gibi bir lazer tabancası vardır. CD Writer’lar CD-ROM’un üzerine oyukları oluşturmak için daha fazla bir enerji uygularlar. CD Writer’lar aynı zamanda CD-ROM’dan bilgi okumak için de kullanılır. Bu sefer de bilgiyi okurken daha az enerji uygularlar. CD-Writer’ların hızlarını temsil etmek için üç tane hız göstergesi kullanılır. Örneğin 8X 4X 24X yazan bir CD Writer’ın yazma hızı 8X (8*150KB) yeniden yazılabilir CD-ROM’lara yazma hızı 4X (4*150KB) okuma hızı ise 24X (24*150 KB)’dır. Cd writerların belirli bir yazma ömrü vardır. Yazmak için kullandığı yüksek laser ışınından dolayı CD writer zarar görür. Bu CD writer’ın kalitesine göre 5000 CD-ROM’a kadar çıkabilir

Devamını Okuyun... Hadi Yorum Yazalım 31.12.2007

Kablosuz Ağlar - Bilgisayar Ağları

Kablosuz Ağlar - Bilgisayar Ağları

Frekans Modülasyonu

İkinci seçenek dalga boyunu sabit tutup frekansı modüle etmektir. Taşıyıcı dalganın frekansı taşımak üzere değişir. Bilgiyi taşıma taşıyıcı zarfı içinde değildir ve AM’i taşıyacak durumdan muaftır. FM analog hücresel radyo sistemlerde, ticari radyo / çoklu yayınlarına ve diğer pek çok modern iki yönlü radyo sistemlerinde kullanılır. Frekans modülasyonu şekil 1.2′de görüldüğü gibi gerçekleşir.
 

Şekil 1.2 Frekans Modülasyonu Uygulanışı
Sayısal Modülasyon

Sayısal modülasyonun en üstün yönü gürültüye karşın direncin artması ve güçlülüktür. Analog sistemlerde ağla eklenen her yapı taşı sinyal azalmasına neden olmaktadır. Buna karşılık sayısal sistemler; gürültüsüz, hatasız ses ve veri iletimi sağlamaktadır. Sayısal modülasyonda, sayısal sinyaller analog taşıyıcı dalgaları içine yerleştirilir. Şekil 1.3′de bazı sayısal modülasyon teknikleri görülmektedir ve onlar aşağıdaki gibidir:
 

Şekil 1.3 Sayısal Modülasyon Teknikleri
Frekansı Kaydırarak Anahtarlama (FSK) yöntemi, analog taşıyıcı ile uyum içinde olarak ikili (binary) verileri analog ton içersine değiştiren AMPS kontrol kanallarında kullanılır. Faz Kaydırarak Anahtarlama (PSK)’da ise taşıyıcının faz’ı iki sabit nokta arasında kaydırılmaktadır.
Çoklama Uygulanması

Tüm sayısal standartlar, frekansları birlikte kullanmada uyguladıkları metotları övmektedirler. Bugün için üç temel çoklama mantığı ve bu mantığın kullandığı teknoloji bulunmaktadır.
 

Tablo 1.1 Kullanılan çoklama tipleri
Frekansı Bölüp Çoklayarak Ulaşma

İlk uygulamalarda, yani analog teknikler uygulanırken, frekansı bölerek ve her bir kanalı izole ederek uygulama yapılmakta idi. Frekansı bölmede, yelpaze 30 KHz bölünmektedir ve kanal bir kullanıcıya özel olarak atanmamaktadır. Yani, ilk gelen kullanıcı boş ilk kanalı kullanır. Konuşma bitince kanal, ikinci kullanıcıya atanır. Böylece konuşma süresince kanal kullanıcıya atandığından konuşma garanti altındadır.
Zamanı Bölüp Çoklayarak Ulaşma

Bu uygulamada iletişim çerçeveler içine biçimlenir ve çerçeveler özel zaman dilimlerine bölünürler. Her çağırma/mesaj özel zaman dilimine atanır ve sadece bu zaman dilimini kullanmasına izin verilir. Her frekans pek çok zaman dilimine ayrıldığından (Şekil 1.4′de görüldüğü gibi) pek çok zaman dilimi yaratılabilir ve pek çok kullanıcı aynı frekansı ve fakat farklı zamanı aynı anda kullanırlar.
 

DAMPS ve GSM, TDMA’yı kullanırlar, ancak zaman dilimleri farklı biçimlenmiştir (formatlanmıştır).
IS-54 DAMPS standartları, sadece konuşma kanalları üzerinde çoklu konuşmayı gerçekleştirmek üzere TDMA’yı kullanır. Buna karşılık DAMPS en son gelişmiş şekli ise IS-136′dır. Bu standart zaman dilimlerinin çoklanmasının hem ses hem de diğer kanallar üzerine uygulanmasını olanaklı kılmaktadır.
GSM ise aynı kanallar üzerinde hem ses hem de setup dilimlerini çoklamak üzere TDMA’yı kullanır. Küçük sistemlerde çağırma setup’ı için tek bir zaman dilimi kullanılır. Büyük sistemlerde bu amaçla 8 zaman dilimi kullanılmaktadır.
DAMPS ve GSM sistemleri arasındaki farklılık tablo 1.2′de görülebilir.
 

Tablo 1.2 TDMA’nın kullandığı farklı modeller
Kodu Bölüp Çoklayarak Ulaşma

CDMA, ses bilgilerini modüle etmek üzere Qualcomm ve Inter Digital Corparation tarafından geliştirilmiş bir DSSS (Direct Sequence Spread Spectrum) teknolojisidir. Ses 8 Kbit/sn ve 13 Kbit/sn (Kullanılan teknolojiye bağlı olarak) kodlanır ve çok geniş kanal kapasitesi içine gönderilir. Bu gönderilen sinyaller iletim sinyallerine dönüşürler ve hız 1.28 Mbit/sn’ye yükselir. Şekil 1.5′de CDMA’nın kullanımı görülmektedir.
 

Şekil 1.5 CDMA Uygulaması
Her CDMA kanalı hem gidiş hem de dönüşte 1.25 MHz radyo frekansı kullanır. Çok büyük bant genişliğine karşın CDMA eski AMPS ağlarında 10 misli fazla çağrı taşıyabilir. Bant genişliği önemli bir olay değildir, zira dağılım sinyalleri o kadar hızlı modüle edilir ki, ayni frekans bandında konuşma yapan konuşmacılar arasında bir ses karışıklığı söz konusu olmaz. Teorik olarak, sınırsız adette kullanıcı aynı kanalı aynı zamanda kullanabilirler, bunun da nedeni Walsh Coding yönteminin uygulanmasıdır. Ancak kullanıcı adedi arttıkça gürültü oranı artmaya başlar ve kalite giderek düşer..

Devamını Okuyun... Hadi Yorum Yazalım 31.12.2007

Dosya Sİstemlerİ Ve Dİsk

DOSYA SİSTEMLERİ VE DİSK

NTFS

NTFS dosya sistemi, Windows 2000′le kullanılması önerilen dosya sistemidir. NTFS, FAT’ın tüm temel yeteneklerine sahip olmanın yanı sıra, FAT ve FAT32 sistemlerinde olmayan aşağıdaki özelliklere de sahiptir:
Daha iyi dosya güvenliği
Daha iyi disk sıkıştırma
2 terabayt (TB) büyüklüğe kadar sabit disk desteği (NTFS’de üst sürücü boyutu FAT’a göre çok daha büyüktür, ancak sürücü boyutu büyüdükçe, FAT’ta olanın tersine performans düşmez.)
Çift önyükleme yapılandırması kullanıyorsanız (aynı bilgisayarda hem Windows 2000, hem de başka bir işletim sistemi kullanıyorsanız), NTFS bölümlerindeki dosyalara bilgisayarınızdaki diğer işletim sisteminden erişemeyebilirsiniz. Bu nedenle, çift önyükleme yapılandırması istiyorsanız, FAT32 veya FAT kullanmanız daha iyi olacaktır.

FAT ve FAT32


FAT32, 512 megabayttan (MB) 2 terabayt (TB) boyutuna kadar olan sürücülerde kullanılabilen, FAT dosya sisteminin gelişmiş sürümüdür. FAT ve FAT32, Windows 2000 dışındaki işletim sistemleriyle de uyumlu çalışır. Çift önyükleme yapılandırması kuruyorsanız, büyük olasılıkla FAT veya FAT32 kullanmanız gerekir.
Windows 2000 ile başka bir işletim sisteminin önyüklemesini birlikte yaparsanız, aşağıdaki ölçütleri kullanarak, diğer işletim sistemini temel alan bir dosya sistemi seçin:
Yükleme bölümü 2 gigabayttan (GB) küçükse veya Windows 2000′i MS-DOS®, Windows 3.1, Windows 95, Windows 98 veya Windows NT ile birlikte çift önyükleme yapıyorsanız, bölümü FAT olarak biçimlendirin.
2 GB veya daha büyük bölümlerde FAT32 kullanın. Windows 2000 Kur’da FAT kullanarak biçimlendirmeyi seçerseniz ve bölümünüz 2 GB’dan büyükse, Kur, bölümü kendiliğinden FAT32 olarak biçimlendirir.
Not
32 GB’dan büyük bölümler için, FAT32 yerine NTFS kullanmanız önerilir.

Disk Bölümleri


Disk bölümü oluşturma, sabit diskinizi, her bölümün ayrı bir birim gibi işlev göreceği biçimde bölme yoludur. Verileri yedeklemek veya diğer bir işletim sistemiyle çift önyüklemesini gerçekleştirmek gibi bilgileri düzenlemek için bölüm oluşturursunuz. Diskte bölümler oluşturduğunuzda, diski, FAT veya NTFS gibi bir dosya sistemi tarafından biçimlendirilebilecek bir veya birden çok alana bölmüş olursunuz.

Yeni bir yükleme gerçekleştirirseniz, Kur sırasında Gelişmiş Seçenekler’i tıklatıp başkasını belirtmedikçe, Windows 2000 Kur, otomatik olarak uygun disk bölümünü seçer. Sabit diskte en çok dört bölüm olabilir.
Disk Bölümlerini Yapılandırma
Varolan sabit disk yapılandırmanıza bağlı olarak, Kur sırasında aşağıdaki seçenekleri kullanabilirsiniz:
Sabit disk bölümlere ayrılmamışsa, Windows 2000 bölümünü oluşturabilir ve boyutlandırabilirsiniz.
Varolan bölüm yeterli büyüklükteyse, Windows 2000′i bu bölüme yükleyebilirsiniz.
Varolan bölüm çok küçükse, bununla birlikte bölümlere ayrılmamış uygun alanınız varsa, bu alanda yeni bir Windows 2000 bölümü oluşturabilirsiniz.
Sabit diskte bölümler varsa, Windows 2000 bölümü için daha fazla bölümlendirilmemiş disk alanı oluşturmak amacıyla bunlardan bazılarını silebilirsiniz. Bir bölümü silerseniz, bu bölümdeki tüm verileri de silmiş olursunuz.
Windows 2000 Professional’ın çift önyükleme yapılandırmasını kuruyorsanız, Windows 2000′i kendi bölümüne yüklemeye dikkat edin. Windows 2000′i farklı bir işletim sistemiyle aynı bölüme yüklemek, Kur’un, diğer işletim sistemi tarafından yüklenen dosyaların üzerine yazmasına neden olabilir.
Disk Bölümlerini Boyutlandırma
Windows 2000′i yüklemek için en az 500 MB boş alan yeterli olsa da, daha geniş bölüm kullanmak, ileride yapılacak güncelleştirmeleri, işletim sistemi araçlarını veya diğer dosyaları eklemek için esneklik sağlar.
Kur sırasında, yalnızca Windows 2000′i yüklemek istediğiniz bölümü oluşturmanız ve boyutlandırmanız gerekir. Windows 2000 yüklendikten sonra, değişiklik yapmak veya sabit diskinizde yeni bölümler oluşturmak için Disk Yönetimi’ni kullanabilirsiniz
Varolan Disk Bölümlerini Dönüştürme ve Yeniden Biçimlendirme Karşılaştırması
Kur’u çalıştırmadan önce, varolan bölümü koruma, dönüştürme veya yeniden biçimlendirme seçeneklerinden hangisini istediğinize karar verin. Varolan bölüm için varsayılan seçenek, dosya sistemini değiştirmemektir, bu bölümdeki tüm dosyaların korunmasını sağlar.
Dönüştürmeye veya yeniden biçimlendirmeye karar verirseniz, uygun bir dosya sistemi seçmeniz gerekir (NTFS, FAT veya FAT32). Aşağıda belirtilen noktalar karar vermenize yardımcı olacaktır.
Önemli
Bölümü yeniden biçimlendirmek varolan verileri sileceğinden, bölümdeki dosya sistemini değiştirmeden önce, bölümdeki bilgileri yedeklemelisiniz.
Varolan bölümümü NTFS’e dönüştürmem gerekli mi?
Windows 2000 güvenliğini kullanmak için, varolan bir bölümü Kur sırasında NTFS’e dönüştürebilirsiniz. Ayrıca, komut satırından Convert.exe dosyasını kullanarak, dosya sistemlerini Kur’dan sonra istediğiniz zaman FAT’tan NTFS’e dönüştürebilirsiniz.
Bu seçenek, yalnızca Windows 2000 bu bölümdeki dosyalara erişebiliyorsa varolan dosyalarınızı korur. Bu seçeneği aşağıdaki koşullar geçerliyse kullanın:
Güvenlik, disk sıkıştırma gibi NTFS özelliklerinden yararlanmak isterseniz.
Windows 2000 NTFS bölümü kullanabilen Windows NT 4.0 Service Pack 4 (SP4) veya sonraki bir sürümünden başka bir işletim sistemiyle çift önyükleme yapmıyorsanız kullanın.
Çift önyükleme hakkında daha fazla bilgi için, bu bölümün izleyen kısımlarında Çift Önyükleme Yapılandırması konusuna bakın.
Dosya sistemi olarak her zaman NTFS kullanmam gerekir mi?
NTFS, Windows 2000 için önerilen dosya sistemidir. Ancak, başka dosya sistemleri de kullanmak isteyebileceğiniz bazı koşullar vardır. Bir bölümü NTFS ile biçimlendirirseniz, bu bölümün ardından oluşturulan dosyalara yalnızca Windows 2000 erişebilir. Dosyalara başka bir işletim sisteminden erişmeyi planlarsanız (MS-DOS da içinde olmak üzere), FAT dosya sistemlerinden birini yüklemeyi seçmeniz gerekir.
Varolan bölümü yeniden biçimlendirirsem ne olur?
Bir bölümü yeniden biçimlendirmek, bu bölümdeki tüm dosyaları siler. Bölümü yeniden biçimlendirmeden önce dosyaları yedeklediğinizden emin olun.
Önemli
Bir NTFS bölümünü FAT’a dönüştürmek için, önce tüm dosyalarınızın yedeğini almanız, ardından bölümü FAT olarak yeniden biçimlendirmeniz (tüm dosyaları siler), sonra da dosyaları yedekten geri yüklemeniz gerekir. Windows NT’de oluşturulan NTFS bölümünü, Windows 2000′de kullanılan NTFS sürümüne dönüştürdükten sonra geri yükleyebilirsiniz.
FAT bölümünü FAT32′ye dönüştürmek için, önce tüm dosyalarınızın yedeğini almanız, ardından bölümü FAT32 olarak yeniden biçimlendirmeniz (tüm dosyaları siler), sonra da dosyaları yedekten geri yüklemeniz gerekir

Devamını Okuyun... Hadi Yorum Yazalım 31.12.2007

Modemler

Modemler

Modem Nedir ?
Modulator-Demodulator kelimelerinin kısaltması MODEM. Yani verileri ses sinyallerine ses sinyallerini verilere dönüştürebilen cihaz.

Bilgisayarın işlediği verileri telefon hattı üzerinde taşımak için onları ses sinyallerine çevirenmek gerekir.Bu sinyalleri telefon hattı aracılığı ile karşidaki bilgisayara ilettiğimizde, karşıdaki alıcı bilgisayar bu ses sinyallerini kullanabileceği verilere dönüştürebilmelidir. Bilgisayarların telefon hatları üzerinden iletişim kurabilmeleri için verileri alıp ses sinyallerine (MOdülasyon) çeviren ve telefon hattından aldığı ses sinyallerini yine verilere (DEModülasyon) dönüştürebilen bir cihaza ihtiyaç vardır. Bu işlemleri gerçekleştirebilen cihazlara yaptıkları modulasyon-demodülasyon işlemi nedeni ile MODEM adı verilmiştir.

Normal bir modemin üzerinde bulunması gereken 3 entegre; 1-DSP
2-Controller
3-PC ile haberleşmeye uygun bir arabirim. (ISA, PCI, USB gibi )
DSP Nedir?

Digital Signal Processor (Sayısal Sinyal İşlemcisi)

HCF Nedir ?
Conexant eski adıyla Rockwell tarfından ortaya çıkarılmış bir modem türüdür. HCF ( Host Controlled Family) yani İşlemci Tarafından Denetlenen Modem Ailesi. Bu modemler üzerlerinde DSP ünitesi bulundururlar. HCF için normal bir modemde Denetçi entegrenin yaptığı işlemleri işlemciye yaptıran modem türü demek daha doğru olacaktır.


HSP ve HSF Nedir ?

Aslında PCTel tarafından ortaya çıkarılan HSP modemler ile Rockwell tarfından ortaya cıkarılan HSF modemler arasında belirgin bir fark bulunmamaktadır. HSP ve HSF modemler arasındaki fark iki farklı üreticinin belirlediği iki farklı isimden ibarettir. HSP (Host Signal Pocessing) türü modemlerde bu kez HCF’lerde soz ettiğimiz denetçi entegre bulunmaktadır. Ama HSP lerde normal bir modemin mutlaka üzerinde bulundurmadı gereken “Sayısal Sinyal İşlemcisi” yani DSP yoktur. Modem haberleşme arabirimi aracılığı ile bu DSP nin normalde yapması gerken işlemleri bilgisayarın işlemcisine yaptırmaktadır.
Özellikle HSP yada HSF olarak adlandırılan modemlerin, Pentiun MMX ve Pentium II aliesindeki işlemcilerde (166MMX - PII233) işlemci kullanımına bindirdiği yük işlemci kapasitesinin %50’si civarındadır.

İşte bu nedenle internete bağlı bir bilgisayarın birkaç programı aynı anda kullanıyor olması halinde özellikle HSP yada HSF modemler internet bağlantısını koruyamamakta yada veri transferi durmaktadır. HCF modemler ise aynı oranda işlemci gücü tüketmemelerine rağmen normalde Denetçi entegrenin üzerinde bulunan RAM den denetçi entegreye sahip olmamaları nedeni ile yararlanamıyor olmaları aynı sorunları ortaya çıkartacaktır.

(Denetçili modemlerin üzerlerinde RAM bulunduruyor olmaları bu extra belleğin internet erişimi için sağladığı yarar düşünülürse, üzerinde hem DSP hemde Denetçi bulunan bir modemin denetçi üzerinde taşıdığı RAM pozitif bir performans artışı sağlayacaktır.)
gaming modem ? Aslında böyle bir modem türü bulunmamasına rağmen özellikle US Robotics denetçili modemler için kullanılan bir isimdir. Bu modemler denetçilerindeki (dığer modemlere göre) büyük bellek ile internet üzerinde oyun oynamak için idealdirler.


USB Modem ?

USB modemleri için de durum yukarıda söz ettiğimiz ile aynıdır. USB bir modemde HCF, HSP yada HSF türünden olabilir. USB veri yolunun işletim sistemi tarafında sanki PCI’mış gibi kullanılabiliyor olması günümüz USB modemlerinin büyük çoğunluğunda Rockwell’in yeni adıyla Conexant’ın HCF türü yongalarının kullanılmasını sağlamıştır. Görünürde USB modemler harici olmalarına rağmen büyük bölümü softmodemdir.


ISA Modem ?

ISA veri yolunu kulanan modemlerin HCF, HSP yada HSF olması mümkün değildir. ISA veri yolunun 8 bit olması ve diğer mimari engeller ISA’dan kullanılan bir modemin üzerinde hem DSP hem de Denetçi entegreleri bulundurmasını dolayısı ile kendi işini kendi yapmasını zorunlu hale getirmiştir. Bu nedenle ISA modemlerin Hardware modemler olması zorunluduR

Devamını Okuyun... Hadi Yorum Yazalım 31.12.2007

Güç Kaynağı

Güç Kaynağı Bir bilgisayar için olmazsa olmaz bir parça sorarsanız o kesinlikle güç kaynağıdır. Güç kaynağı olmadan bilgisayar plastik ve metal dolu bir kutu olmaktan ileri gidemez. Güç kaynağının asıl yaptığı şey evinize gelen alternatif akımı (AC) bilgisayarınızın ihtiyacı olan direk akıma (DC) çevirmektir.

Kişisel bilgisayarlarda metal bir kutu görünümündedir ve kasanın dışından da görünürler.

Güç Kaynağının kasadan çıkarılmış hali

Güç Kaynağının içi

Güç kaynağı kelimesi genelde AC’ yi DC’ ye çevirmek için devre anahtarı teknolojisi kullanan devre anahtarlı güç kaynakları (Switching Power Supply) için kullanılır. Güç kaynağı tarafından sağlanan tipik voltajlar şunlardır:

  • 3.3 volt
  • 5 volt
  • 12 volt

3.3 ve 5 volt devrelerde kullanılırken 12 volt sabit disk ve fanların gibi motorlarını döndürmekte kullanılır. Güç kaynaklarının ana özellikleri Watt olarak belirtilir. Watt, voltaj cinsinden potansiyel farkın ve amper cinsinden akımın çarpılmasıyla elde edilir ve güç kaynağının verebileceği gücü gösterir. (W=V*A)

Eğer eskiden beri bilgisayarlarla uğraşıyorsanız eski bilgisayarlarda bilgisayarı açmak için büyük ve basılması zor düğmeler olduğunu hatırlarsınız. Bu düğmeler doğrudan elektrik akımını açıp kapatarak bilgisayarın başlamasını ve kapanmasını sağlıyordu. Günümüzde ise bilgisayarları açarken bastığımız düğmeler daha hafif ve gerçek bir düğme değildir sadece güç kaynağının harekete geçmesi için 5 Voltluk bir akım verir. Kapatırken ise güç kaynağı kendini işletim sistemden gelen bilgiye göre otomatik olarak kapatır fakat daha sonra açılma emrini anlayabilmek için sisteme 5 voltluk bekleme akımı vermeye devam eder.

Devre Anahtarı Teknolojisi 1980′ler kadar güç kaynakları çok karmaşık ve ağırdı. Hattan gelen 50 Hz 220 Voltu 5 ve 12 volta çevirmek için içlerinde çok büyük kapasitörler ve transformatörler vardı. Günümüzde kullandığımız devre anahtarlı güç kaynaklar çok daha küçük ve hafiftirler. 50 Hz olan elektrik akımını saniyede ki işlem sayısını arttırmak için çok daha yüksek frekanslara çevirirler. Bunun sayesinde küçük bir transformatör bile 220 Volt gelen elektriği istenilen şekle çevirebilir. Voltajdaki değişimleri önlemek ve hassas parçaları korumak için güç kaynağı tarafından sağlanan yüksek frekanslı AC akım normak 50 Hz’lik akıma göre daha kolay düzeltilebilir ve filtrelenebilir.

Resimde ortada sarı renkli 3 adet transformatör, solda 2 adet silindir şeklinde kapasitör, 2 adet büyük alüminyum parça ise ısı emicidir. Soldaki ısı emiciye bağlanmış transistörler devre anahtarı görevini görürür ve transformatörlere yüksek frekanslı elektrik sağlar. Sağdaki ısı emicisine ise AC sinyallerini DC’ ye çeviren diotlar takılmıştır.
Devre anahtarlı güç kaynakları elektrik hattından sadece gerektiği kadar güç çekerler. Güç kaynağının verebildiği voltaj ve akım değerleri üzerindeki etikette gösterilmiştir.

VSB güç kaynağının bekleme konumunda sağladığı voltajdır.

Güç Kaynağı Standartları Şimdiye kadar kişisel bilgisayarlarda en az 6 farklı standartta güç kaynağı kullanılmıştır. Bu aralar ise endüstri standartı ATX olarak belirlenmiştir. ATX, güç kaynağının ATX bir kasaya uyacak fiziksel özellikleri ve ATX bir anakarta uyacak elektriksel özellikleri olması demektir. PC güç kaynakları girişleri yanlış bağlantıları engellemek için standartlaştırılmıştır. Renk kodlu kablolar ve standart girişler son kullanıcıya farklı güç kaynakları için seçenek sunar.

Gelişmiş Güç Yönetimi (APM) Microsoft ve Intel tarafından geliştirilen bu teknoloji, enerjiden tasarruf etmek isteyen kullanıcılara farklı sistem durumu imkanları sunar. Bu teknolojinin çalışması için bütün donanımın (Anakart, işletim sistemi, bios vs) buna uygun olması gerekmektedir. Bu özelliği iptal etmek isteyen kullanıcılar bilgisayarlarının bios’ unda bununla ilgili ayarı kapatmalrı gerekmektedir.

Eğer bilgisayarınıza çok fazla donanım bağlayacaksanız güçlü bir güç kaynağı almanız önerilir. Eğer sisteminizin ortalama güç tüketimi yaklaşım 250 W olacaksa 250W bir güç kaynağı kullanmak önerilmez çünkü hiçbir güç kaynağı %100 verimle çalışmaz.

PC Power & Cooling Inc. Verilerine göre bazı bilgisayar parçalarının kullandığı yaklaşık miktarları:

AGP (Hızlandırılmış Grafik Yuvası)20 - 30 WPCI (Çevresel Aygıt yuvası)5 WPCI SCSI Kart20 - 25 WDisket Sürücü5 WAğ Kartı4 W50x CD Sürücü10 - 25 WHafızaHer 128 MB için 10 W 5400 rpm Sabit Disk5 - 11 W 7200 rpm Sabit Disk5 - 15 WAnakart (İşlemci ve Ram olmadan)20 - 30 W * Bu değerler yeni ürünlerle birlikte değişebilir.

Güç Kaynağı Problemleri Güç kaynakları bir kişisel bilgisayarda donanım olarak en çok sorun çıkaran parçalardır,her kullanımda ısınır ve soğur, ilk açıldığında yüksek elektrik akımını o karşılar. Tipik olarak güç kaynağının bozulması bilgisayar çalışırken bir yanık kokusu gelmesiyle anlaşılır. Bir başka sorun ise güç kaynağı için çok önemli olan soğutma fanının durmasıdır, içindeki parçaların fazla ısınmasına bağlı olarak güç kaynağının kısa zamanda arızalanacağını gösterir. Rasgele kapanıp açılmalar yada belli bir neden olmadan windows’un çökmesi de güç kaynağına bağlı olabilir.

Güç Kaynağı Teknolojisinde Gelişmeler Yeni anakart ve yonga seti gelişmelerine paralel olarak güç kaynakları fanlarının devir hızını biostan yada windowstan izlemenize izin verir. Hatta yeni anakartlar bu fanın gürültüsünü azaltmak için hız kontrolüne bile olanak sağlar. Sunucu tabanlı sistemler yedek bir güç kaynağının asıl güç kaynağı bozulduğunda direk devreye girmesini sağlayarak sistem kapatılmadan güç kaynağının değiştirilmesine izin verirler.

Devamını Okuyun... Hadi Yorum Yazalım 31.12.2007

Bluray nedir ?

Bilgisayar teknik servisi - Bluray nedir ?

Blu-ray Disc ( BD ) olarak ta bilinen yeni nesil optik disk formatıdır. Aralarında Apple, Dell, Hitachi, HP, JVC, LG, Mitsubishi, Panasonic, Pioneer, Philips, Samsung, Sharp, Sony, TDK ve Thomson’ın da bulunduğu dünyanın önde gelen üreticilerinin Blu-ray Disc birliği ( Blu-ray Disc Association - BDA ) adı altında geliştirdikleri yeni format özellikle yeni nesil yüksek çözünürlüklü ( HD ) videoların tek bir diskte saklanabilmesinde yardımcı olurken aynı zamanda çok büyük miktarda veri depolamaya da yardımcı oluyor. Tek tabakalı bir Blu-ray disk 25 GB’lık kapasitesi ile iki saatten fazla HDTV kalitesinde görüntü veya onüç saat civarında standart çözünürlüklü görüntü saklayabiliyor. Çift tabakalı biçimi ise 50 GB veri depolama kapasitesine sahip. Blu-ray ileride kolayca genişletilebilsin diye ayrıca çoklu-katman desteğide barındırıyor, herbir katmanda 25 GB veri ile ileride veri kapatisesi 100-200 GB seviyelerinde olabilmesi planlanmaktadır.

Daha öncede 100GB’lık ilk blu-ray medya prototipini gösteren TDK, 31 Ağustos 2006′da katman başına sınır olarak kabul edilen 25GB veri kapasitesini 33.3 GB’a çıkartarak, 6 katmanlı 200GB’lık blu-ray medya yaptığını duyurdu.

Halihazırda kullanılmakta olan DVD gibi optik disk teknolojileri veri yazmak ve okumak için kırmızı lazer kullanırken, yeni format mavi-menekşe lazer kullanmakta. Blu-ray ürünler farklı lazer tipleri kullanılmasına rağmen, BD/DVD/CD uyumlu optik okuyucusu yardımıyla CD ve DVD’leride oynatabilmektedir. 405 nm’ lik mavi-menekşe lazerin dalga boyu, 650 nm dalga boyuna sahip kırmızı lazerden daha kısadır.Bu da daha lazer ışınının çok daha hassas bir şekilde odaklanmasını mümkün kılmakta ve dolayısıyla veriler daha sık olarak daha az bir alanda depolanabilmektedir. Sayısal açıklığın 0.85 olarak değiştirilmesi ile de sonuçta kullanılmakta olan CD veya DVD’ ler ile aynı boyuttaki bir Blu-ray diks 50 GB’ a kadar veri depolayabilmektedir.

HDTV’nin hızlı yükselişi ile birlikte tüketicilerin yüksek çözünürlüklü görüntüleri kaydetme istekleride artmıştır ve Blu-ray disklerin tasarımı bu düşünce ile ortaya çıkmıştır. Blu-ray dijital yayıncılık tarafından kullanılan MPEG-2 TS formatının doğrudan kaydını desteklemekte ve bu Blu-ray’i dijital televizyonların küresel standartları ile uyumlu kılmaktadır. Bunun anlamı HDTV yayınlar herhangi bir veri kaybı olmaksızın veya fazladan işleme gerek duyulmaksızın doğrudan disklere kaydedilebilmektedir. Artan veri kapasitesi ile birlikte Blu-ray 36 Mbps veri iletim hızını kullanmaktadır. Bu hız HDTV’ nin asıl resim kalitesini koruyarak kaydedilmesi ve seyredilmesi için gerekenden bile fazladır. Ayrıca optik disklerin rastgele erişim özellikler kullanılarak, yüksek çözünürlüklü bir görüntü kaydedilirken aynı disk üzerinde başka bir görüntünün izlenmeside mümkün olmaktadır.

Önümüzdeki yıllarda HDTV’ ye geçiş ile birlikte Blu-ray cihazların VCR ve DVD kaydedicilerin yerini alması beklenmektedir. Bu format aynı zamanda gelecekte bilgisayarlardaki veri depolama ve yüksek çözünürlüklü filmler için standart olacak gibi duruyor.

Neden Blu-ray ismi?

Blu-ray, ismini veri yazıp okumak için kullandığı mavi-mor ( Blue-Violet ) lazer ışınının “Blue” su ile optik ışının “ray” inin birleşmesinden alıyor. Blu-ray yazımındaki “e” harfinin eksikliği Blu-ray disk birliğinin bu adı kayıtlı bir ticari marka olarak kaydettirebilmeleri için bilerek yaptıkları bir oynama.

Hangi Blu-ray biçimleri planlanmakta?

Blu-ray’ in çok geniş bir biçim yelpazesi planlanmakta. Aşağıda bu biçimlerden başlıcaları yer almaktadır.

BD-ROM Yazılımlar, oyunlar ve film dağıtımları için sadece okunabilir ( Read-Only ) biçim.
BD-R Görüntü kaydı ve bilgisayarda veri depolamak için kaydedilebilir ( Recordable ) biçim.
BD-RE Görüntü kaydı ve bilgisayarda veri depolamak için yeniden yazılabilir ( Rewritable ) biçim.

Blu-ray disklere ne kadar hızlı veri yazılıp okunabilir?

Blu-ray Disc tanımlamalarına göre 1x hız 36 Mbps olarak tanımlanmıştır. Ancak BD-ROM biçimindeki filmler en az 54 Mbps veri hızına ihtiyaç duyacaklardır, ilk nesil Blu-ray cihazların 2x ile piyasaya sürülmesi beklenmektedir ( 72 Mbps ). Blu-ray disklerde uygulanmakta olan daha büyük “Sayısal açıklık (Numerical aperture-NA)” değerinin bir sonucu olarak daha yüksek hızlarda olasıdır. Sayısal açıklık değerinin büyük olması Blu-ray’ in kayıt için daha az güç harcamasına, DVD ve HD-DVD ile aynı veri hızına ulaşması için bu disklerden daha düşük dönme hızlarına gereksinim duymasını sağlamaktadır. Geçenlerde birçok internet sitesinde özellikle yeni satışa sunulan 56x CD-ROM sürücülerin bazılarında, CD’ lerin 30000 devir/dak. bulan yüksek dönme hızlarında fiziksel olarak dayanmadığı ve CD-ROM içinde parçalandığı yönünde haberler yer almıştı, dolayısıyla yüksek dönme hızları kullanılan CD malzemeleri için de bir fiziksel sınır bulunmakta. Oysa Blu-ray’ de kullanılan sayısal açıklık değeri ile örneğin 10000 dev/dak. lık bir dönme hızı için Blu-ray 12x yani yaklaşık 450 Mbps’ lık gibi bir hıza ulaşabilmekte. Bu sebepten dolayı BDA 8x’ e kadar bir hız planlamakta.

Blu-ray hangi ses ve görüntü codeclerini destekleyecek?

Blu-ray Disc birliğinin ( BDA ) hem görüntü codecleri hem de ses codecleri konusundaki son Kararları henüz netleşmesede belirli temel codecler duyulmaya başlandı. Daha önce FRExt olarak anılan MPEG-4 AVC High Profile ve Microsoft’un WMV9 tabanlı önerilen SMPTE standardı VC-1 görüntü codecleri mutlaka desteklenecek. Ses codekleri konusunda ise henüz hiçbir şey kesinleşmiş değil ancak yeni codeklerin şu anda kullanılanlardan belirgin bir şekilde ayrılacak seviyede daha kaliteli olması konusunda çalışılıyor

Blu-ray cihazları ne zaman kullanabileceğiz?

Şu anda sadece Japonyada satışı yapılan Blu-ray cihazlar, Amerika’ da 2006 yılının başlangıcında satışa sunulacak. Ürünlerin Avrupa kıtasındaki satışının ise Amerika’ dan bir süre sonra başlaması öngörülüyor.

Bunun yanında, Sony yeni jenerasyon oyun konsolu olan PlayStation 3′te blu-ray’i kullanacak ve Ps3′ün çıkış tarihi 11 Kasım 2006 olarak öngörülmekte. Blu-ray’in yaygınlaşma evresini geçirmekte şüphesiz PlayStation 3′ün satış rakamları, popülaritesi ve şuan ki blu-ray oynatıcılara, sürücülere nazaran çok daha uygun ücretli olması dünya üzerinde birçok son kullanıcının blu-ray’le olan ilk tanışmasının PlayStation 3 aracılığıyla olmasını sağlıyacak.

HD DVD Blu-ray’den bir adım önde, fakat son sözler söylenmiş değil

Yeni nesil optik medyalar ve bu medyaları oynatıcı cihazlar piyasada yerlerini ufaktan almaya başlamışken HD DVD ve Blu-ray medyalar arasındaki çekişme devam ediyor. İki medyanın arkasında da dünyanın en büyük şirketleri yer almakta ve firmalar ortak bir noktada buluşmaya yanaşmıyorlar.

Temelde bu iki medyanın teknik olarak farkları fazla değil. Her iki medyada disklerdeki bilgiyi 405nm dalgaboylu lazer ile okuyor. Fakat Blu-ray disklerde bilgi katmanı disk yüzeyinin 0.1mm altında bulunurken, HD DVD disklerde bu bilgi katmanı yüzeyden 0.6mm derinde bulunuyor. HD DVD tek katmanda 15 gb, çift katmanda 30 gb bilgi depolayabilirken, Blu-ray tek katmanda 27gb, çift katmanda ise tam 50gb bilgi saklayabiliyor. Fakat Blu-ray disklerin üretimi daha zor ve pahalı.

Şu ana kadar Toshiba, Avrupa, Amerika ve Japonyada 6 adet HD DVD oynatıcı piyasaya sürdü. Buna ek olarak RCA firması da bir HD DVD oynatıcıyı Amerikada satışa çıkardı. Blu-ray cephesinde ise Panasonic, Philips ve Samsung ancak 1′er adet Blu-ray medya oynatıcı cihaz çıkarabildi. Piooner, Sony Sharp gibi firmaların ürünleri ise hala hazır değil.

Blu-ray, HD DVD’ye karşı birçok avantaja sahip olmakla beraber ki bunların en önemlisi kapasite, HD DVD kullanıcılara şu an çok daha bütçe dostu bir çözüm sunmakta. Bu işin içinde bir de bilgisayar donanımı olmak gibi bir durum söz konusu olduğundan HD DVD, Blu-ray’in bu konuda bir adım önüne geçiyor. Bunun yanında HD DVD oynatıcıların 320$’dan başlayan fiyatlarına karşın en ucuz Blu-ray oynatıcının 799$ olması HD DVD’nin Blu-ray dan daha çok satılmasına sebep olan başka bir sebeb.

Blu-ray camiasının belirttiğine göre şu anda satışta olan 70 civarı Blu-ray film bulunmakta. Bu sayı HD DVD de ise 164. Toshiba ve Nec yıl sonunda kadar 214 filmin hazır olacağını söylüyor. Amazon.comdaki film fiyatları ise Blu-ray için 25-27$, HD DVDiçin ise 20-25$ aralığında. Fiyat dezavantajına rağmen Blu-ray elektronik üreticilerinden ve Hollywood stüdyolarından HD DVD’ye göre daha fazla destek görmekte. Şu anda Blu-ray’i destekleyen üreticiler arasında Panasonic, Pioneer, Philips, Sharp, Sony gibi firmalar varken, Thoshiba, Nec ve RCA/Thompson HD DVD ‘nin arkasında durmakta..

HD DVD’yi destekleyen film şirketleri New Line Cinema, Paramount Pictures, Universal Pictures ve Warner Bros. Blu-ray ise Paramount Pictures, Sony Picturtes, Twentieth Century Fox , Universal Pictures, Walt Disney and Warner Bros tarafından desteklenmekte. Blu-ray arkasındaki desteğe rağmen, Blu-ray sistemler yaygınlaşana kadar HD DVD filmler ve oynatıcılar satıldıkça yaygınlaşacak ve bu yayılma HD DVD ürünlerini daha da cazip fiyata temin etme imkanı sunacaktır. HD DVD’nin bu artacak olan pazar payı şu anda Sony ve Blu-ray’e destek veren firmaların HD DVD tarafına kaymalarına da sebeb olabilir.

Sony’nin Blu-ray için en büyük kozu ve aynı anda sıkıntısı olan Playstation 3 ise üretim sıkıntılarını aşıp doğru dürüst satılmaya başlanabilirse, Blu-ray ‘in yayılmasına büyük katkı sağlayabilir. Bilindiği gibi Sony ‘nin yeni oyun konsolu Blu-ray filmleri oynatma gibi bir özelliğe de sahip. Satılan her Playstation 3, satılan bir Blu-ray anlamına gelmekte. Günümüz oyun konsolları oyun oynatmanın yanında bir çok farklı multimedya özelliğe de barındırdığından, Playstation 3′ü bir Blu-ray oynatıcı olarak düşünmemek bir hata olacaktır.

Şu anki durumu değerlendirirsek, Blu-ray arkasındaki destekle pazardaki iddiasını sürdürüyor. HD DVD ise yaygınlığını ve uygun fiyatını avantaj olarak kullanarak Blu-ray den bir adım daha önde gidiyor. Fakat yakın gelecekte herşey tersine dönebilirmiş gibi durması şu anda bu yeni medya oynatıcıların alınmasında acele edilmemesi gerektiğini gösteriyor.

Devamını Okuyun... Hadi Yorum Yazalım 09.12.2007

Yazıcı ( printer ) sorunları ve çözümleri

Bilgisayar teknik servisi - Yazıcı ( printer ) sorunları ve çözümleri

Bilgisayarınız varsa basit bir yazıcı sahibi olmanız da yüksek bir olasılıktır.En sevilen bilgisayar bileşenlerinden bir olan yazıcılar hem çok pratik, hem nispeten ucuz, hemde sahiplerini sinirlendirmekte oldukça başarılıdırlar.Yazıcınızla İlgili bir sorun yaşadığınızda ne yapmanız gerektiğini bilmiyorsanız saçınızı başınızı yolabilirsiniz.
Sıkışan kağıtlar, bulanık çıkan resimler, kartuş sorunları gibi türlü problemler yazıcı sahiplerini canından bezdirir.
Oysa yazıcıları yapılandırmak ve bakımını yapmak çoğu kişinin sandığından daha basittir.Bütün sorunlarınıza veda etmek için yazıcınızın yazılımını tanınmaz ve yazıcıların çalışma prensipleriyle iligili biraz bilgi sahibi olmanız yeterlidir.

Varsayılan Yazıcıyı Değiştirmek
Bazı işyeri ve evlerde farklı amaçlar için birden fazla yazıcı bulunur.Bazı yazıcılar sihay-beyaz yazılı sayfaları yazdırmak için kullanılırken bazıları da pahalı, renkli fotograf çıktıları almaya ayrılmıştır.Sizin bilgisayarınız çktılarınızı daima renkli yazıcıya gönderiyorsa ve diğer yazıcıyı elle seçmekten yorulduysanız, varsayılan yazıcınızı değiştirebilirsiniz.
Windows XP’de başlat’a tıklayın, Yazıcılar ve Fakslar’seçin, varsayılan olarak atamak istediğiniz yazıcının simgesibe sag tıklayıp “Varsayılan Yazıcı Olarak Ayarla”yı seçin
Yazdırmayı İptal Etme
Verileriniz yazıcıya çok hızlı bir şekilde gönderildiği için br yazdırma işini durdurmak oldukça zor olabilir.Yazdırmakta olduğunuz programda bir “İptal”
düğmesi varsa, kaybolmadan önce hemen ona tklayı deneyin.Bunu kaçırırsanız, sistem tepkisindeki yazıcı simgesine veya Yazıcılar Ve Fakslar’daki yazıcının simgesine çift tıklayarak yazdırma işlerinin listesini görebilirsiniz.İlgilendiğiniz yazdırma işine sağ tıklayıp İptal’i seçtikten sonra Evet’e Tıklayın
Çoğu zaman işlemi Windows’tan iptal etme fırsatı bulmadan yazdırma işi yazıcıya gönderilmiş olur.Bu durumda (varsa) yazıcının İptal düğmesine basmak çare olabilir ama birçok yazıcıda böyle bir düğme yoktur.Kalan tek seçeneğiniz yazıcıyı kapatıp birkaç saniye bekledikten sonra tekrar açmaktadır.Yazıcınızın modeline bağlı olarak bu bile yeterli olmayabilir.Varsa yazıcının bütünleşik menü sistemini kullanmayı yada bellekteki sayfaların silinmesi için yazıcının fişini çekip biraz beklemeyi deneyebilirsiniz.
PDF Sayfalarını Tek Kağıda Yazdırın
PDF formatı yazı ve resim içeren karmaşık belgeleri internet üzerinde dağıtmakta kullanılan çok populer bir formattır.PDF sayfaları ekranınıza sığması için ölçelendirilbildiği gibi yazıcı çktıları da ölçeklendirilebilir.Kartuş ve kağıt masrafını azaltmak için iki veya daha fazla PDF sayfasını tek bir kağıda yazdırabilirsini.PDF Dosyanızı Abode Reader ile açtıktan sonra Print’e tıklayın, açılan penceredeki Page Scalling menüsünden Multiple Pages Per Sheet’i seçin.Pages Per Sheet menüsünden her sayfaya yazdıracak sayfa sayısını seçebilirsiniz. 2′nin üzerine çıkarsanız yazıları okumakta zorlanabileceğiniz unutmayın.Seçimizi yaptıktan sonra OK’e Tıklayın
En Kaliteli Çıktı İçin
Çoğu yazıcı varsayılan olarak olarak orta kalitede çıktı verir, ama bazı durumlarda herkesin kaliteli çıktıklara ihtiyacı olur.Bu ayarı değiştirmek için Denetim Masası>Yazıcılar ve Fakslar menüsüne girip yazıcınıza sağ tıklayın ve Özelliler’i seçin.Genel sekmesinden YazdırmaÖzellikleri Düğmesine tıkladıktan sonra çözünürlük (resolution) ya da kalite (quality) ayarını en yükseğe geitin. Bu ayar pencerisi her yazıcı modeli için farklı görünecektir.Varsa resim çıktısı seçeneklerden de “yüksek hız” yerine “yüksek kalite”yiseçin.
Tabii bu durumda kartuşunuzun daha çabuk tükeneceğini ve yazdırma hızının biraz düşeceğini göz önünde bulundurmalısınız.O nedenle gerekli gereksiz bütün çıktılarınızı yüksek kalitede almaktan kaçının.
Doğru Kağıdı Seçin
Lazer yazıcılar standart ofis kağıtlarına yazdırmada hiçbir sorun çıkarmazlar, ama çoğu lazer yazıcı kalın kağıt ve kartonlara yazdırmakla başarısız olacaktır.Lazer yazıcılar etiket ve kartvizit yazdırmada bir o kadar başarısızdır, çünkü etiket ve kartvizitlerin yazıcının içinde koparak işleri berbat etme riski vardır..

Devamını Okuyun... Hadi Yorum Yazalım 09.12.2007


Bilim Teknoloji ve Saglik

Cocuk Arsivi

Kadin Arsivi

Erkek Arsivi

Cinsellik

Msn-Yahoo ICQ Messenger

Ekonomi, Finans, Borsa

Egitim-Ogretim

Bilgisayar Donanim-Hardware Yazilim-Software Yardim

Program Arsivi

Oyun Arsivi

Cep Telefonlari Melodiler Oyunlar

Animasyonlar Linkler VideoLar

Mp3 Arsivi

Sarki Sozleri

Digital Uydu-Frekans-Guncel Key

Kultur Ve Sanat

Enterasan Sozler

Ilginc-Tuhaf

Islam ve Insan

Webmaster | Web tasarim

ALT MENU

Etiketler

Arşivler

  • UserOnline

  • Most Users Ever Online Is On

    Users: 1 Guest, 1 Bot
    1 User Browsing This Page.
    Users: 1 Guest

    SON UYELERIMIZ

  • ISTATISTIKLER

    • Toplam Üye Sayısı: 20195
    • Toplam Mesaj Sayısı: 95729
    • Toplam Konu Sayısı: 44068
    • Toplam Kategori: 32
    • Toplam Bölüm: 1074
  • TAKViM

    Temmuz 2009
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « May    
     12345
    6789101112
    13141516171819
    20212223242526
    2728293031  

    KATEGORiLER

    Son Yazilar



    XML-Sitemap - Aci Hayat, Yalanci Yarim, - Digital Uydu, msn nickleri, Frekanslar, Guncel Keyler
    - Kv Pusu Karacadag Mp3 indir - Kurtlar Vadisi Pusu 8. bolum download indir izle seyret -
    |1|2|3|4|5|6|7|8|9|10|11|12|13|14|15|16|17|18|19|20|21|22|23|24|25|26|27|28|29|30|31|32|33|34|35|36|37|38|39|40|41|42|43|44|45|46|47|48|49|50|51|52|53|54|55|56|57|

     

     

    Sohbetci- Sohbet - Sohbet - Sohbetburada - Chat - Chat - Muhabbet - MIRCSOHBET
    ......