Www.Hossohbetci.Com " Degisen Dunyanin Degismeyen Yuzu Seviyeli Hossohbet Adresiniz"
Ahmet Cemal'in çığlığıSözün bittiği yer...
AhmetCemal'i bilir misiniz? Niteliksiz Adam gibi, Milena gibi üstünnitelikli pekçok kitabın çevirmenidir. Çok donanımlı bir aydın vegerçek dost (eskilerin deyişiyle hakikatli) bir insandır. Bütün buniteliklerin neo liberal palavralar ülkesi Türkiye'de, paraya tahviledilemediğini gösterircesine, gecenlerde Cumhuriyet'teki köşesindeparasızlıktan artık kirasını bile ödeyemediğini, yazdı.
Ahmet Cemal,bu ülkede nitelikli aydın olmanın bedelini ödüyor. Çevirdiği kitaplarona kirasını ödeyecek kadar bile gelir getirmiyor. Büyük ve paralıyayınevlerinde basılsalar bile! Çevirisi uzun zaman alan niteliklieserler yerine, paraya daha çabuk tahvil edilebilen hafif kitaplarçevirseydi ya da şiir ve deneme kitapları yazacağına şu günlerde modaolan "Bukowski 'nin Türk versiyonu" tarzında romanlar yazsaydı herhaldebunları yaşamayacaktı.
Şimdi pop art kralı Andy Warhol'un (günümüzdünyasında herkes bir an gelip 15 dakikalığına ünlü olacakmış ya!)dediği gibi 15 dakikalığına ünlü olabilir mi dersiniz?
Nitelikli Adam'ın çığlığı
Miyase İLKNUR
Yazar,şair, çevirmen, öğretim üyesi... Üç raf dolusu kitabı Türk yazınınakazandırdı. Pek çoğumuz Brecht, Kafka, Zweig, Bachman, Rilke, Lukacs veRemarque'la onun sayesinde tanıştık. Dört yıl önce ''Nitelikli adamolmaktan istifa edeceğim, elveda çevirmeyi düşündüğüm kitaplar'' diyeyazmıştı. Çığlığını kimseler duymadı. Son olarak da Cumhuriyet'tekiköşesinde yaşamdan istifa edeceğini duyurdu. İki istifanın da temelindeyatan neden, geçim sıkıntısıydı.
Kitap kurtlarının aşina olduğu birisim Ahmet Cemal . Otuz yılı aşkın süredir dünya edebiyatınınustalarıyla bizleri tanıştırdı. Üç raf dolusu kitabı Türk çeviriedebiyatına kazandıran Ahmet Cemal, ilerlemiş yaşlarda şiirlerini vedenemelerini kitap olarak yayımlayan bir nitelikli adam.
Kirasınızar zor ödediği, çoğunlukla da ödeyemediği küçücük evi ile ders verdiğiEskişehir Anadolu Üniversitesi arasında gidip gelmenin dışındayaşamında tek düzelik hâkim olan bu onurlu aydın, önceki haftaCumhuriyet gazetesindeki köşesinde ''Paranın Romanı ve GerçeğiÜzerine'' başlığını taşıyan yazısında bu kez yaşamla ölüm arasındagidip geldiğini duyurdu ansızın. Okurları, öğrencileri, dahası bugünekadar manşetlerine çıkmayı başaramadığı medya şaşırdı. Ciltler dolusukitap yazan, yüzlerce öğrenci yetiştiren, İttihatçı Bahriye NazırıCemal Paşa 'nın torunu Ahmet Cemal, parasızlıktan intiharın eşiğinegeldiğini söylüyordu. İlk kez bir yazar, içinde bulunduğu yoksulluğuokurlarıyla paylaşıyordu.
'Bu ilk çığlığı değildi'
''OdakNoktası'' nın yazarı bir anda ilgi odağı oluvermişti. ''Yaşam ileölümün belki de o ana kadar hiç olmadığı ölçüde kesiştiği bir gecede''kaleme aldığı yazısında bir çığlık atmıştı Ahmet Cemal. Aslında bu ilkçığlığı değildi. Yaşamdan istifa etmenin eşiğine gelmiş olan yazar,dört yıl önce de nitelikli adamlıktan istifa etmek zorunda olduğunuduyurmuştu. Her iki istifanın temelinde yatan neden aynıydı: Geçimsıkıntısı...
O zaman çığlığını Hasan Pulur Usta duymuş ve köşesindeAhmet Cemal'in istifa yazısına yer vermişti. Ahmet Cemal o yazısındaistifa nedenini şöyle açıklıyordu:
''Yıllar önce, bu yola ilkçıktığımda, servetler kazanamayacağımın bilincindeydim. Zaten böyle birhedefim de yoktu. Ama şimdi öyle olduğunu anlıyorum, çok naif birdüşüncem vardı. Ben onca çabayı göze aldıktan sonra, bu işlerinyabancısı olmayanlar elbet desteklerlerdi. Ölmemem için bağış değil,ama yaşamam için avans istemekte ve almakta zorlanmayacağımıdüşünmüştüm.
Yanlış hesaptı. Ama istediklerimin verilmesinde ya daverilmemesinde, neredeyse her defasında korkunç, öldürücü, sözdeincitmeyen sözlerin kılıfında ya da buz gibi uzaklaşmaların kalıbındayöneltilen aşağılanmaları yaşadım.
Nitelik diye direndiğimde, karşıma hep sözleşme süreleri çıktı. Nitelikten, günlük ölümler pahasına, hiç ödün vermedim.
Elimdeki zaten sonuna yaklaşmış birkaç kitabı bitirdikten sonra, bu işi de bırakıyorum.
Nitelikliiş yapma uğruna katlandığım onca geçim sıkıntısının ve aşağılanmanınsınırına, gençlik yıllarımda hep görmezlikten geldiğim bir sınıravardım.
Hoşça kalın, bir zamanlar çevirmeyi düşündüğüm kitaplar!''
Niteliksizadam olarak yaşama düşüncesini yaşama geçiremedi Ahmet Cemal.Geçirebilseydi eğer, ''Artık şöyle gözlerden uzak, kül rengi, sessizsedasız bir ölümü arzuluyorum'' demeyecekti.
'Silifke'ye gel, bizimle yaşa'
AhmetCemal, bu ülkede nitelikli aydın olmanın bedelini ödüyordu. Çevirisiuzun zaman alan nitelikli eserler yerine, paraya daha çabuk tahviledilebilen hafif kitaplar çevirseydi ya da şiir ve deneme kitaplarıyazacağına şu günlerde moda olan Bukowski 'nin Türk versiyonu tarzındaromanlar yazsaydı bunları yaşamayacaktı. Belki yanlış tercih yapmıştı.Hukuk fakültesindeki asistanlık görevinden ayrılmayıp akademik yaşamınısürdürseydi, kimbilir belki bugün astronomik vekâlet ücreti alan ünlübir dava vekili olarak karşımıza çıkacaktı.
Oh olsun demek lazım!Zaten kirasını ödemek için borç istediği arkadaşı da ''Sen de ayağınıyorganına göre uzatsaydın'' diyerek benzer şekilde yanıt vermişti. OysaAhmet Cemal'in yaşamı boyunca ayağını boyuna göre uzatacağı bir yorganıhiç olmamıştı ki...
Cumhuriyet'teki yazısından sonra Ahmet Cemal'egelen e-posta mesajları on beş bilgisayar sayfasını doldurdu. En yakınarkadaşı ''Ayağını yorganına göre uzat, ben öyle yapıyorum'' diye akılverirken Cumhuriyet okurları yazarlarına yorganlarını paylaşmaçağrısında bulunuyor, kimisi daha da öte giderek ''Silifke'ye gelbizimle birlikte yaşa'' çağrısında bulunuyordu. Eh bu da Cumhuriyetokurunun farkı...
Edebiyat dünyasında Ahmet Cemal örnekleri herzaman oldu. Orhan Kemal, Hasan Hüseyin, Vedat Günyol, Ece Ayhan ve dahaniceleri onurlu aydın olmanın bedelini ödediler. Ahmet Cemal,''Yoksulluğunu yazan yazar ilk ben oldum ama son ben olmayayım''diyerek yanlış ahlaki değerleri savunmanın yanlışlığını da gözler önüneserdi.
Bu haber Cumhuriyet gazetesinden alınmıştır.