|
|
Www.Hossohbetci.Com " Degisen Dunyanin Degismeyen Yuzu Seviyeli Hossohbet Adresiniz"
MUTLULUĞA YOLCULUK
SEVGİ VE NEFRET
Allahû Tealâ buyuruyor: “Nefret ettirmeyiniz, sevdiriniz.” Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor: “Güçleştirmeyiniz, kolaylaştırınız.” Öyleyse Allahû Tealâ’nın istediği bir husus var: Sevmek. Hepinizin Allah’ı ve etrafınızdaki insanları çok sevmeniz, Allah’a yakın olmanın temel dayanağını teşkil eder. Kim Allah’a yakınsa, en yakın olan Allah’ı en çok sevendir. Bunun mânâsı; etrafındaki insanları da en çok sevendir. Sevme öyle bir müessesedir ki sevdiğiniz zaman bunu herkese dayalı bir davranış biçimi olarak gerçekleştirirsiniz ve her konuda, Allahû Tealâ’nın istikametinde herşey çok güzel olur. Severseniz sevilirsiniz. Sevmek de mutluluktur, bunun meyvası olan sevilmek de mutluluktur. Sevilmenin o müstesna huzurunu yaşarsınız. Bilirsiniz ki etrafınızdakiler sizleri seviyor. Çünkü siz de onları seviyorsunuz. Sizin onları sevmeniz, onların da sizi sevmelerini icap ettiriyor. Hiç kimse “O veya onlar beni sevsin ki ben de onu seveyim.” diye düşünmesin aranızda. Onları sevmek için başkalarının sizi sevmesini ön şart olarak hiçbir zaman görmeyin. O yanlış bir hüküm olur. Herşey sizden başlayacak. Başkalarının sizi sevmediği bir ortamda siz onları seveceksiniz. Onları seveceksiniz ve davranışlarınızla onları sevdiğinizi onlara belli edeceksiniz, ispat edeceksiniz. Ne zaman bir sevgi çağlayanı sizden onlara doğru akarsa, onlardan da sizlere geri dönen başka bir sevgi çağlayanı oluşturursunuz. Etrafınızdaki herkesi sevmek, etrafınızdaki herkes tarafından sevilmek. İkisi de çok güzel değil mi? Sevmeyi ve sevilmeyi esas ittihaz edin. Severseniz sevilirsiniz. Allah’ın en çok sevdikleri, Allah’ı en çok sevenlerdir. Allah’ı en çok sevenler, etrafındaki insanları en çok sevenlerdir. Onlar Allahû Tealâ tarafından en çok sevilenlerdir. Etraflarındaki insanlar tarafından da en çok sevilenlerdir. Öyleyse sevginin karşılığı sevgidir, nefretin karşılığı nefrettir. Siz bir insandan nefret ediyorsanız, davranışlarınızla isteseniz de istemeseniz de onu ortaya koyarsınız. Bu ise onlar tarafından sevilmemenin sonucuna ulaştırır sizi. Sevilmemek ortamına girersiniz. O zaman sevilmediğiniz bir yerde huzursuzluk ve mutsuzluk söz konusudur sevgili kardeşlerim. Onun için sevmeyi usul ittihaz edin, kendinize hedef ittihaz edin ve sevin! Herşeyin size mutluluk vermesini istemez misiniz? Eğer istiyorsanız, sevgiyi usul haline getireceksiniz. Sizler insan olarak yaratıldınız. Yani başka insanlarla birlikte yaşamak mecburiyetinde olan bir yaratıksınız. Hepimiz netice itibariyle sadece bir yaratıkız, bir mahlûkuz. Allahû Tealâ tarafından halk edilmiş, yaratılmış olan varlıklar. Düşünebilen, Allah ile olan ilişkileri mevcut olan, Allah’ı seven veya sevmeyen ama bir iradenin ve kâinatı bütünüyle kapsayan aklın kumandası altında yaşayan insanlar. Unutmayın, her açıdan sevmek asıldır. Sadece sevdiğiniz takdirde sevilirsiniz. Sevmek huzur verir, mutluluk verir, sevilmeyi doğurduğu için... Ama kesin olarak bilin ki sevmeyen insan sevilmez. “Ben onları sevmem ama seviyormuş gibi davranırım.” diye düşünenler varsa bilsinler ki bu mümkün değildir. Eğer sevmiyorsanız, ne yaparsanız yapın, davranışlarınızdan mutlaka bu bellidir. Huzur ve mutluluk; bunlar sevginin tomurcuklarıdır, çiçekleridir, meyvalarıdır. Huzur içinde bir dünya hayatı yaşamak istemez misiniz? O zaman önce Allah’ı seveceksiniz. Sonra da insanları seveceksiniz. Sevmek sizi mutlaka sevildiğiniz bir yüksekliğe ulaştıracaktır. Ne kadar çok severseniz o kadar çok doruğa yaklaşırsınız. İnsanları sevdikçe Allah’ı seversiniz. Allah’ı sevdikçe insanları seversiniz ve sevgi spirali giderek yukarıya doğru yükselir. Bu sizin mutluluğunuzun anahtarını teşkil eder sevgili kardeşlerim. Mutluluğunuz bu standartlar içinde geçerlidir. Allahû Tealâ hepinizi çok seviyor. Bu sevgi standardında, Allahû Tealâ’nın hepinize ulaştırmak istediği bir müessese var. Allah’ı sevmenizi istiyor Allahû Tealâ, insanları sevmenizi istiyor, hayvanları sevmenizi istiyor, bitkileri sevmenizi istiyor. Eğer severseniz ancak o zaman sevilirsiniz. İlk adım daima sizden gelecek. Öyleyse sevgi, mutlaka sahip olmanız gelen bir meziyettir. Bu içinde bulunduğunuz durum, mutlaka sizin sevmenizi gerektiriyor. Sevmek öyle bir müessesedir ki o hepiniz için mutlak bir gereklilik taşır. Allah ile olan ilişkilerinizde, insanlarla ilişkilerinizde sevgiyi ön plana almazsanız, o zaman kendinize yazık edersiniz. Unutmayın, Allahû Tealâ şöyle söylüyor: “Biz insanı bir ahseni takvim içinde yarattık. Sonra onu esfel-i sâfiline reddettik.”
95/TİN-4: Lekad halaknel insâne fî ahseni takvîm(takvîmin). Biz, insanı (insanın nefsini) en güzele (ahsene) ulaşabilecek bir takvim içinde yarattık. 95/TİN-5: Summe redednâhu esfele sâfilîn(sâfilîne). Sonra onu, esfel-i sâfiline (cehenneme) reddettik.
Burada Allahû Tealâ’nın “insan” kelimesinden muradı, nefsimizdir. Nefsimiz her zaman ahsen adı verilen en güzele ulaşabilecek olan bir imkânın sahibidir. Nefsimiz bildiğiniz gibi afetlerle doludur. Öfke, kin, kıskançlık, haset, düşmanlık, isyan, iptilalar, cimrilik, nefsinizin 19 grup afetinden birkaç tanesidir. Böyle hayata getirilirsiniz. Allahû Tealâ dengeyi mutlaka sağlar. Diyor ki: “Biz herşeyi zıddıyla kaim kılarak çift yarattık.”
51/ZARİYAT-49: Ve min kulli şey’in halaknâ zevceynî leallekum tezekkerûn(tezekkerûne). Ve Biz, herşeyden çift yarattık (herşeyi zıddıyla kaim kılarak çift yarattık). Umulur ki; tezekkür edersiniz.
Bir fizik vücudunuz var, bir nefsiniz var, bir de ruhunuz var. Allahû Tealâ’nın herşeyi zıddıyla kaim kılarak çift yaratması şu demektir: Allahû Tealâ bir noktadan ne kadar mesafede bir şey yaratmışsa, aynı noktadan o kadar karşı mesafede ikinci bir nesneyi mutlaka yaratmıştır. Böylece zıtlar bir denge oluşturmuştur. Yani bir terazinin bir tarafına 100 gr koyduğunuz zaman, öbür tarafına da 100 gr koymanız halinde denge sağlanır, terazi biri aşağıda biri yukarıda olmaz, ikisi de aynı dengede kalır. Orta noktadan sağ tarafta ne kadar ağırlık varsa aynı mesafede sol tarafta da aynı ağırlık vardır ve kolu dengededir, terazi dengededir. Bunların birisini negatif, terazinin orta noktasını sıfır, sol tarafını negatif, sağ tarafını pozitif olarak değerlendirirseniz, pozitif olan kesimle negatif olan kesim arasında denge sağlanmıştır. İşte bu kanuna göre Allahû Tealâ fizik vücudunuzun içinde bir ruh bir de nefs size tashih etmiş. Nefsinizi sevva etmiş, dizayn etmiş, ruhunuzu üfürmüş, fizik vücudunuzu da yaratmış.
! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN BURAYA TIKLAYARAK KAYIT OLMALISINIZ !
BİNLERCE HEDİYEDEN BİRİNİ KAZANMAK İSTERMİSİN?
HEMEN TIKLA VE ÜYE OL HEM ARKADAŞ HEMDE HEDİYE KAZANMAYA BAŞLA
|