Ay Isigi Kirmizi Turuncu Yesil Mavi Mor Gri Siyah
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa yardim ara takvim uyeler giris kayit
  FRmda.Com Paylasim Platformu > İslam ve İnsan > Dinimiz İslam > Fıkhı Konular > Guslün Sahih Olmasının Şartları Nelerdir?
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: Guslün Sahih Olmasının Şartları Nelerdir?
Cevap SayisiCevap Sayisi: 0 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 420 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yeni Konu Başlat Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: Guslün Sahih Olmasının Şartları Nelerdir?  (Okunma Sayısı 420 defa) Seçenekler Arama
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« : 20 Ekim 2007, 04:03:01 »            

kalender'in Bilgileri
kalender
Hossohbetci.Com
Co-Admin
KraL Üye
*
Avatar Yok





Cinsiyet Bayan
Üye ID 29614
Kayit Tarihi 11 Haziran 2007, 00:22:19
Nerden İstanbul
Mesaj Sayisi 3081
Rep Puani
Rep Puan: 1032
Deneyimleri

Aktiflik

Deneyim
Seviye
Kötü Itibar
Iletisim
WWW Offline Offline

Guslün Sahih Olmasının Şartları Nelerdir?

Seviyeli Sohbet Adresiniz http://Www.Hossohbetci.Com Sitemize Bekleriz
Guslün Sahih Olmasının Şartları Nelerdir?
Guslün sahih olabilmesi için, kadınlarda hayız ve nifas kanının tamamen durmasını; erkeklerde ise, kendilerinden gelen meninin arkasının kesilmesini beklemek şarttır.
Erkeğin, kendinden gelen meninin kesilmesini te'min için inzalden, yani, meninin akmasından sonra, ya uyuması veya bir müddet yürüyüp gezinmesi veyahut da birkaç damla da olsa idrar çıkarması gerekir. Bu hususlardan birine riayet ederek gusleden kimseden, yıkandıktan sonra meni gelse bile, bu meni guslü bozmaz. Yeniden yıkanmayı gerektirmez. Fakat bu hususlara riayet edilmeden hemen yıkanılır yıkandıktan sonra da meni gelirse, guslü sahih değildir. Tekrar yıkanmak gerekir.
Guslün sıhhatinin ikinci şartı da; bedende iğne ucu kadar bile, kuru hiçbir yerin kalmamasına dikkat etmektir. Vücutta yıkanmamış bir yer kalırsa, o gusül de sahih olmaz.
Guslün Rükünleri, Yani Farzları Nelerdir?
Guslün farzları üçtür:
1 - Bir kere ağza dolu dolu su vermek,
2 - Bir kere burna sertçe su çekmek,
3 - Bir kere de bütün vücudu yıkayıp, temizlemek.
Ağzı, burnu ve bütün bedeni en az bir kere yıkamak farzdır. Bu yıkamayı üç'e çıkaran kimse ise, farzı yerine getirmekle beraber, sünnet sevabını da kazanır.
Guslün farzlarını îfa ederken bilhassa şu hususlara dikkat etmelidir:
* Ağza bolca su alarak, ağzın içini iyice ıslatmalı, dişler arasında, suyun dişlere temasını önleyecek yemek artıkları varsa, onları temizlemelidir.
* Burna ise sertçe su çekerek, burun içinde kuru yer kalmamasına ihtimam göstermeli; kurumuş sümük artıkları varsa, onları el ile temizleyerek veya sümkürerek gidermelidir.
Yalnız oruçlu iken burna su çekmekte dikkatli olup, boğaza su kaçırmamaya çalışmalıdır.
* Vücutta iğne ucu kadar bile olsa, hiçbir kuru yerin kalmamasına, suyun bedenin her tarafına ulaştırılmasına itina gösterilmelidir.
Bu sebeble, bedende suyun deriye ulaşmasını önleyici hamur, mum, yağlı boya, oje, v.s. gibi maddeler varsa, yıkanmadan önce bunların temizlenmesi şarttır. Tırnak kirleri, pire ve sinek pislikleri, kına, mürekkep gibi suyun cilde ulaşmasına engel teşkil etmeyen boyalar, gusle mâni değildir.
* Kapanmamış olan küpe deliklerinin de içinin yıkanması gerekir. Kulakta küpe takılı ise, onları ileri geri oynatmakla bu te'min edilir.
* Göbek çukurunun içi de yıkanmalıdır.
* Kadınlarda, uzun veya örgülü saçların bütünü ıslanması gerekmez. Buna binaen, kadın, gusül için saçının örgüsünü açmak mecburiyetinde değildir. Şart olan, saçın diplerine suyun ulaştırılmasıdır. Saçlarda kuru yer kalsa bile, saç dipleri ıslandıktan sonra gusül sahih olur.
Erkeklerde durum böyle değildir. Çok uzun veya örgülü de olsa, erkeklerin, saçlarının tamamını yıkayıp ıslatmaları gerekir. Çünkü, saç, erkekler için ziynet değildir. Erkeğin saç uzatmasında bir maslahat yoktur.
* Sakal, sık ve gür bile olsa, suyu cilde mutlaka ulaştırmalıdır. Halbuki, abdestte sık olan sakalın diplerini yıkamak mecburiyeti yoktur; sadece sakalın ıslatılması kâfi gelir.
* Kaş ve bıyıkların durumu da aynıdır. Kıllar ile birlikte derinin de yıkanması gerekir.
Mâlikîler ve Şâfiîler, ağzın ve burnun içini, bedenin zâhirine (dışına) dahil saymazlar, birer iç organ olarak kabûl ederler. Bu sebeble, bunları gusülde ve abdestte yıkamak onlara göre farz değil, sünnettir.
Hanbelîler ise, ağızı ve burnun içini yüzün bir parçası kabûl ederler. Abdestte de, gusülde de yıkanması bunlara göre farzdır.
Diş Dolgusu ve Kaplaması, Guslün Sıhhatine Mâni midir?
Hanefîlerde, gusülde ağız ve burnun içini yıkamak farz olduğunu biliyoruz. Buna göre ağzında dolgu veya kaplama dişi bulunan Hanefî bir kimsenin, gusül abdesti alırken, kaplama veya dolgulu dişi sökmesi ve altına su geçirmesi mi gerekecektir, yoksa dolgu ve kaplamanın üzerinden geçen su ile gusül yapılmış mı sayılacaktır?
Bu hususla ilgili, Fetvâhâne hey'et-i ilmiyesince Fetvâ Emîni Nuri Efendi riyasetinde ikmâl edilmiş ve Fetvahâne müsevvidlerinden Ali Murtaza tarafından neşredilmiş bulunan "İlâveli Mecmua-i Cedîde" isimli Fetvâ kitabında şu fetva yer almaktadır:
"Üzerine gusül farz olan Zeyd'in, oyuk (mücevvel) olan dişleri altın veya gümüş ile doldurulmuş olup, dişlerinin oyuğuna yapışmış olduğu için altın ve gümüşü çıkartmakta güçlük ve meşakkat bulunmakta; gusül ederken o dişlerin oyuğuna su girmese ve bu şekilde bir zaruret meydana gelmiş bulunsa, suyu o dişlerin içine ve oyuğuna ulaştırmak, temas ettirmek farz olmayıp, dışını (dolgunun üstünü) yıkamakla gusletmiş ve temizlenmiş olur mu?
Elcevab: Olur."
Bu fetvaya göre; ihtiyaç halinde dişlere dolgu ve kaplama yapılmasında hiçbir mahzur yoktur. Gusülde bu dişlerin sadece dış yüzeyi yıkanır. Dolgu ve kaplamayı söküp içini yıkamak gerekmez.
Son devir Şeyhü'l-islâmlarından Uryanizâde de diş doldurmaya fetvâ vermiştir.
Netice olarak diyebiliriz ki; gusülde ağız içindeki kaplama veya dolgulu dişlerin içine su geçmesi imkânsız olunca, yıkaması mecburî olmaktan çıkar. Çünkü, bunlar ziynet ve süs için yapılmış olmayıp, ihtiyaç için başvurulan tedavilerdir. Tıpkı yaraların üzerine konulan sargının altına suyun geçmesinin mecburî olmadığı gibi..
Diş sağlığının, insan hayatında önemli bir yeri vardır. Dişteki rahatsızlıkların, pek çok hastalığın ortaya çıkmasına sebeb olduğu bugün tıbben de sâbittir.
Tedavinin zarurî îcabı olarak yapılan dolgu ve kaplamalar, gusle mâni telâkki edildiği takdirde, İslâm âleminde diş hastalıkları ve rahatsızlıkları alıp yürür. Müslümanların sağlığı tehlikeye düşer. Diş dolgusu ve kaplama, artık tedavide vazgeçilmez bir zaruret hâline geldiği için, belvâ-i âmme hâline de gelmiş, mahzurları mübah kılan mevzuya da girmiş olur. Bu bakımdan dahi kaplama veya dolgulu dişler, gusle mâni olmazlar.
Bununla beraber vesveseye kapılanlar, takvâ üzerine hareket etmek istiyenler, gusülde Şâfiî mezhebine de niyet edebilirler. Bilindiği gibi Şâfiî'de ağzın ve burnun içini yıkamak farz değil, sünnettir.
Altın Diş Takmak veya Dişleri altın Kaplatmanın Hükmü Nedir?
Mebsut'da, İmam-ı Muhammed'in, altın diş taktırmakta veya dişi altın kaplama yaptırmakta hiçbir mahzur görmediği kaydedilmektedir.
İmam-ı A'zam ise, altın dişi mekruh addetmekte, ancak gümüş diş taktırmayı veya dişleri gümüşle kaplatmayı caiz görmektedir. İmam-ı A'zam'ın altın dişi mekruh görmesi, altın süs ve ziynet eşyası olup erkeğe caiz olmaması sebebiyledir. Şu halde altın diş, süs için değil de, tıbbî bir zaruret olarak takılırsa, ortada bir mahzur kalmaz. Nitekim günümüzde, altın dişlerin, gümüş dişlere göre daha sıhhata uygun olduğu ve ağızda kötü koku yapmadığı bir gerçek olarak ortaya çıkmıştır.
Ağızdan çıkarılıp takılabilecek şekilde seyyar olan diş ve protezlerin, gusülde ağzı yıkarken çıkarılmaları icabeder. Böylesi temizliğe de daha uygundur.
Guslün Sünnetleri Nelerdir?
Guslün başlıca sünnetleri şunlardır:
1 - Gusle besmele ile başlamak.
2 - Kalb ve dil ile gusle niyet etmek.
* Mâlikîler ile Şâfiîlerde niyet farzdır. Hanbelîlere göre ise, niyet guslün sıhhat şartıdır.
3 - Gusle, abdestte olduğu gibi misvak kullanarak, yani dişleri temizleyerek başlamak.
4 - Gerek "Besmele"yi, gerekse niyeti, gusle başlamadan önce yapmak.
5 - Gusülde evvelâ elleri, sonra avret yerlerini yıkamak. Bedende veya avret mahallinde meni veya benzeri bir pislik varsa, onları gidermek.
6 - Bundan sonra âdâb ve erkânına riayet ederek abdest almak. Eğer ayakları altında kullanılmış su birikiyorsa, abdestte ayakların yıkanması işini, guslün sonuna bırakmak gerekir.
7 - Abdest aldıktan sonra, evvelâ üç kere başa, sonra üç defa sağ omuza, sonra da üç defa sol omuza su dökünmek. Suyu her uzva ilk döküşte her yerini iyice ovalamalıdır.
l İmam-ı Mâlik ile Ebû Yûsuf'a göre, gusülde bedeni ovmak (delk) farzdır.
Bir kimse ağzına ve burnuna su alıp temizledikten sonra, akar suya ve büyük bir havuza, yahut da denize bütün vücuduyla dalsa, gusletmiş olur.
Bu halde iken bir de kımıldar, suyun içinde hareket ederse, gusüldeki sünnetlere de riayet etmiş ve sünnet üzere gusül abdesti almış demektir.
Guslün Âdâbı (Müstehabları) Nelerdir?
Abdestin âdabları, aynı zamanda guslün de âdâblarıdır. Ancak abdestte kıbleye karşı dönmek ve duaları okumak âdâbdan sayılır iken, gusülde bunlar yapılmaz. Avret yeri açık olabileceği için, kıbleye dönmek mekruh görülmüştür.
Guslün en mühim âdâbı; yıkanırken avret yerlerini örtülü bulundurmaktır
Bütün peygamberler, utanmanın insanın en büyük meziyeti ve vasfı olduğunda ittifak etmişlerdir. Utanan insan, bedenini, bilhassa avret yerlerini başkalarına teşhir edip baktırmaktan hoşlanmaz. Terbiye ve edebi buna mâni olur. Beşeriyete örnek olan din büyüklerinden bir Sahâbe: "Gökten düşüp parça parça olmaya razıyım. Fakat avret yerimi açarak başkalarına göstermeye razı değilim" sözüyle, bizlere bu yolda örneklik etmişlerdir.
Bu sebebledir ki, müslümanlar, gerek hususî ve gerekse umumî yerlerde yıkanırken dikkat etmeli, avret yerlerini daima örtülü bulundurmaya gayret göstermelidirler.
Şu kadar var ki, evlerdeki şahsî banyolarda veya umumi hamamların tek kişilik banyo odalarında kısa bir süre için, insan, bedeninin tamamını açıp traş ve benzeri temizlikleri yapabilir. Kimse görmediği için bunda mahzur söz konusu değildir. Ama bu hâl, âdet hâline getirilmemeli, istenen temizlik yapıldıktan sonra, hemen avret yerleri örtülerek haya duygularının zedelenmesine meydan verilmemelidir.
Abdestte olduğu gibi, guslü müteâkip iki rek'at namaz kılmak da âdâbdandır. Din büyükleri bu namazı hiçbir zaman ihmal etmezlerdi. Bu namaz Allah'a hamd ve şükür makamında yapılan bir nafile namazı olabileceği gibi, kaza namazı da olabilir.

Guslün Mekruhları Nelerdir?
Abdestte mekrûh olan şeyler gusülde de mekruhtur. Fazla olarak gusül yaparken dua okumak ve kıbleye dönmek de mekruh görülmüştür.
Gusülde bir uzuvdaki su ile diğer bir uzvu ıslatmak caizdir. Çünkü gusülde bütün beden tek uzuv sayılır. Bu durum abdestte câiz değildir.
Gusül Nasıl Alınır?
Guslü dar ve geniş zamanda olmak üzere iki türlü almak mümkündür:
1 - Suyun azlığı, soğukluğu, vaktin müsaadesizliği gibi hallerde, acele olarak yapılan gusülde evvelâ ön ve arka taraftaki kirler giderilir. Sonra üç defa ağıza, üç defa buruna su çekilerek içlerinde kuru yer kalmaması te'min edilir. Bundan sonra da baştan, sağ ve sol omuzlardan dökülen su ile bedenin tamamı yıkanıp ıslatılır. Kuru yer kalmadığı anda, gusül yapılmış olur.
Bu, dar ve sıkışık anlarda ve sadece guslün farzları yerine getirilerek yapılan gusüldür.
2 - Müsait zaman ve mekânda yapılan gusülde ise, yine edeb yerleri yıkandıktan sonra, evvelâ, namaz abdesti gibi güzelce bir abdest alınır. Önce baştan, daha sonra ise sağ ve sol omuzlardan sıra ile üçer defa su dökülür. Her döküşte bedenin tamamı bir güzel ovalanır, mânevî kirlerin yanında maddî kirlerden de temizlenmeye çalışılır. Bu arada vücutta iğne ucu kadar kuru yer kalmamasına itina gösterilir. En sonunda da, kirli suların döküldüğü yere basan ayaklar, son olarak tekrar yıkanıp çıkılır.
Guslün her iki halinde de, şart ve farz olanı ağız ve burun içi ile bedenin tamamında kuru yer kalmamasıdır. Bu yapıldıktan sonra, gusül yerine getirilmiş, mânevî ve maddî temizliğe kavuşulmuş olunur.


Mehmed Dikmen




! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN BURAYA TIKLAYARAK KAYIT OLMALISINIZ !


BİNLERCE HEDİYEDEN BİRİNİ KAZANMAK İSTERMİSİN?
HEMEN TIKLA VE ÜYE OL HEM ARKADAŞ HEMDE HEDİYE KAZANMAYA BAŞLA


Bu Sayfayı Paylaş
Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

UNUTMAYIN Kİ FORUMU YAŞATAN YORUMDUR...!



Sohbet Etmenin Tam Zamanı TIKLA Sohbete Gel..

Sayfa: [1]   Yukarı git

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Haccın sahih olması için Hac LiNDa 0 232 Son Mesaj 09 Kasım 2007, 04:34:01
Gönderen: LiNDa
Kurban Kesmenin Şartları Nelerdir? Kurban Bayramı FıNdIk_KuRdU 0 156 Son Mesaj 20 Aralık 2007, 23:14:17
Gönderen: FıNdIk_KuRdU
Türkiye'de bor kaynaklarının bu kadar fazla olmasının nedeni nedir? Ne Nedir? GoKTuG 0 45 Son Mesaj 24 Temmuz 2008, 02:02:45
Gönderen: GoKTuG
Ehl-i sünnet itikadında olmanın şartları nelerdir? Soru-Cevap LiNDa 0 156 Son Mesaj 08 Ağustos 2008, 09:59:41
Gönderen: LiNDa
Bazı Mevzu Hadisler Ve Günümüze Mevzu Damgası Vurulan Sahih Hadislere Misaller Hadis-i Siyer LiNDa 4 106 Son Mesaj 18 Eylül 2008, 05:05:18
Gönderen: LiNDa
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi FRmda.Com Paylasim Platformu
Ay ığı by rallyproco | Powered by SMF 1.1.11.
© 2007, Simple Machines LLC. All Rights Reserved.
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!