|
|
Www.Hossohbetci.Com " Degisen Dunyanin Degismeyen Yuzu Seviyeli Hossohbet Adresiniz"
Abdest Nasıl Alınır? Abdestin farz, sünnet ve âdâbını bu şekilde gördükten sonra, tertip ve usûlüne uygun bir abdesti nasıl alacağımızı görelim: * Abdest almaya niyetlendikten sonra, Eûzü - Besmele çekilerek eller bileklere kadar yıkanır. Parmakta yüzük varsa, bu arada kımıldatılır, altına suyun geçmesi sağlanır. * Üç defa sağ avuca su doldurularak bu su ile ağız çalkalanır. Abdeste başlamadan önce dişler misvak ve fırça ile temizlenmemiş ise, ağza su verme işlemi sırasında parmaklarla dişler ovulabilir. * Bundan sonra üç defa sağ el ile burna su çekilir, sol el ile de etrafı rahatsız etmiyecek şekilde sümkürüp temizlenir. * İki avuca su alınarak üç defa yüzün her tarafı yıkanır. * Dirseklerle birlikte, önce sağ kol, sonra sol kol üçer defa yıkanır. * Eller ıslatılıp sağ elin içi ile başın ön kısmına meshedilir. * Başın meshinden sonra elde kalan yaşlık ile veya el yeniden ıslatılarak kulak ve boyun da meshedilir. * Önce sağ ayak, sonra da sol ayak topuklarla birlikte üçer kere iyice yıkanır. Parmak aralarına su geçirtilir. Gerek abdest sırasında, gerekse abdestten sonra, abdest dualarının okunması çok sevablıdır. Abdest Duâları Abdeste başlarken önce niyet edilir, sonra eûzü-besmele çekilir. Sonra da her bir âzayı yıkarken şu duâlar okunur: Elhamdü lillâhi'llezî ce'ale'l-mâe tahûran ve'l-İslâme nûran. Suyu temizleyici, İslâmı da nûr kılan Allah'a hamdolsun. * Ağıza su verirken: Allahümme eınnî alâ tilâveti'l-Kur'ân ve zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetik. Ey Allahım, Kur'an okumak, seni zikir ve sana şükür etmek, sana olan ibâdeti güzelleştirmek hususlarında bana yardım et!.. * Buruna su verirken: Allahümme erıhnî râihate'l-Cenneti ve lâ türıhnî râihate'n-nâr. Allahım, bana Cennet kokusunu duyur, Cehennem kokusunu hissettirme! * Yüzü yıkarken: Allahümme beyyıd vechî yevme tebyaddu vücûhün ve tesveddü vücûh. Allahım, yüzlerin kiminin ak, kiminin kara olduğu o günde, benim yüzümü kara değil, ak çıkar! * Sağ kolu yıkarken: Allahümme a'tınî kitâbî biyemînî ve hâsibnî hisâben yesîrâ. Allahım, kitâbımı sağımdan ver, hesabımı da kolay eyle! * Sol kolunu yıkarken: Allahümme lâ tu'tınî kitâbî biyesarî ve lâ min verâi zahrî. Allahım, kitâbımı solumdan ve arkamdan verme. * Başı meshederken: Allahümme ezıllenî tahte zılli arşike yevme lâ zılle illâ zıllü arşik. Allahım, Arşının gölgesinden başka gölge olmadığı günde, beni Arşının gölgesinde gölgelendir. * Kulaklara meshederken: Allahüme'c'alnî mine'llezîne yestemiûne'l-kavle feyettebiûne ahseneh. Allahım, beni sözü dinleyip de en güzeline uyanlardan eyle. * Boynu meshederken: Allahümme a'tik rekabetî mine'n-nâr. Allahım, boynumu Cehennem ateşinden âzâd eyle! * Ayakları yıkarken: Allahümme sebbit kademeyye ale's-sırâti yevme tezillü fîhi'l-akdâm Allahım, ayakların Sırat üstünde kaydığı günde, ayaklarımı sırat üstünde sâbit eyle, kaydırma!.. OKUMA PARÇASI: KOLLARI YIKAMA Kolları yıkama (kol banyosu) yüksek değere sahip devâ hazinesinin bir pırlantasıdır. Kolları yıkama, özellikle kalbinden şikâyetçi olanlar tarafından çok sevilip, takdîr edilmektedir. Böyle yüzlerce hasta, bu kıymetli tedavi şeklini kendilerine bildirdiğinden dolayı, bana teşekkür ettiler. Kalb üzerinde baskılar, etrafında batmalar, huzursuzluklar v.s. kolları yıkama ile hafiflemekte, ekseri halde yok olmaktadır. Rahatsız edici kalb çarpıntılarında da çok müsbet te'siri görülmektedir. Nâhoş bir durum olan, soğuk veya sıcak eller, (her iki durum da kan dolaşımındaki aksaklıklara işarettir.) aynı zamanda çok terleyen eller, uzun süre kolları yıkamaya devam etmek sureti ile muhakkak sıhhat bulur ve normal duruma dönerler. Sinir ve kalb hastaları, soğuk kol banyosunu, her gün öğleden önce ve sonra alabilirler. Her sağlıklı kişi de kol banyosunu sık ve devamlı tatbik etmelidir. Hârikulâde ferahlatıcı ve teskîn edici hassaya sahip, özellikle aşırı heyecan durumlarında, yorgunluk hallerinde, hayret verici bir tesir gösteren "kolları yıkama" işi yapılmalı, her zaman buna devam edilmelidir. Zor ve yorucu çalışma sonucu evine dönen kimseler, yemeğe oturmadan evvel, kollarını yıkamalıdırlar. O zaman, vücutları ferahlayacak, ruhen teskin olmuş ve zinde şekilde yemek yiyecek, iki misli lezzet ve fayda temin edilmiş olacak. Kolları yıkamanın faydaları çok yönlü olup, ehemmiyeti, insan sağlığına müsbet yönde tesiri büyüktür. Bilhassa yukarıda da işaret ve izah edildiği gibi, kalbinden şikâyetçi olanlar (kalb hastaları) için, terk edilmemesi gereken bir zarurettir. Kolları yıkamanın (bilhassa soğuk su ile) psikolojik etkisi, sinir sistemi üzerinde husule getirdiği yapıcı (faydalı) fonksiyondan neş'et eder. (Ferahlama, hafifleme durumu, kalbe ve beyne intikal eder.) Kan dolaşımına da etkisi müsbettir. (Kalbin yükü hafifler ve işi kolaylaşır.) Tansiyon normal hal alır. Kolları yıkama gerçekten ideal bir kalb ilâcı olup, asla zararı olmaz. Sonra bu banyonun özelliği, fakir ve zengin, sıhhatli ve hasta kimseler tarafından, her zaman tatbik edilebilmesidir. Kolları yıkama ameliyesinin özelliği, kalbi ve kasları kuvvetlendirici fonksiyonu, aynı zamanda yumuşak ve teskin edici sinir ilâçlarını kendisinde toplamış olmasıdır Kolları yıkamanın bütün bu sayılan faydaları, müsbet fonksiyonları bir yana, en güzel tarafı, asla zarara yol açmamasıdır. Bu basit fakat şâyân-ı hayret etkiye sahip, mükemmel vasıtayı tanıyıp tatbik etmiş herkes artık bundan bir daha vazgeçmek istemiyecektir." (*) * * * AYAKLARI YIKAMA Ayakları soğuk su ile yıkama, kısmî banyo olarak, umumî kullanıma müsait ve hıfzıssıhhada önemli yer işgal etmesi gereken bir usuldür. Bu kısmî banyo, ayakta veya oturularak yapılabilir. Ayakları yıkamada; ferahlık, dimağı dinlendirici, kan dolaşımını tahrik edici hassalar mevcuttur. Soğuk su ile ayakları yıkamada, çok büyük öneme haiz "alıştırma, sertleştirme" tesiri dikkate şâyandır. Bu şekilde, ayaklar ne kadar çok soğuk suyun te'sirine alışırsa, o derece çeşitli hastalıklara ve hastalanmalara karşı vücut direnç kazanır. Ayak banyosu, düztabanlık şikâyetlerinde, ayak bileği (incinme) iltihaplanmalarında ve varislerde de, müsbet, iyileştirici rol oynar. Bu basit tarzdaki "Ayakları yıkama", herkes tarafından, bilhassa akşamları yatmadan evvel tatbik edilmelidir. Bundaki fevkalâde müsbet tesir, kendisini öyle gösterir ki, uzun zaman ayaklarını yıkamaya devam eden kimse, artık bunu bırakmaz ve her zaman, bu çok faydalı, dinlendirici, ferahlandırıcı tesirleri olan kısmî banyoyu yapar. Gün boyunca zihnen çalışan ve dolayısiyle yorgunluğa uğrayan, başına kan hücumuna meyyal kimseler, bu günlük ayak banyosunu, bilhassa akşamları uykudan evvel, alışkanlık haline getirmelidir. "Ayakları yıkama" her gün yapılması gereken ve yapılabilecek bir işlemdir (*). * * *
ÖZÜRLÜLERLE İLGİLİ HÜKÜMLER Özür Ne Demektir? Sürekli devam eden abdest bozucu hallere özür denir. Meselâ, idrarını tutamama, devamlı gaz çıkarma, sık sık burnu kanama, yarasından devamlı su akma gibi haller, birer özür hâlidir. Kendisinde bu gibi abdest bozucu bir özür bulunan kimseye ise, sâhib-i özür (özür sâhibi) veya ma'zur (özürlü) denir. Özürlü Sayılmanın Şartı Nedir? Kişinin özürlü sayılabilmesi için, abdest bozucu bir hâlin, tam bir namaz vakti boyunca devam etmesi, yani, abdest alıp namaz kılacak kadar kısa bir süre dahi olsun kesilmemesi şarttır. (Bu özrün başlamasının şartıdır.) Bundan sonra da, her namaz vaktinde, en az bir kere aynı hâl ortaya çıkmalıdır. (Bu da özrün devamının şartıdır.) Bunu bir misalle îzah edelim: Bir kimsenin burnu, öğle vaktinin başlangıcından itibaren kanamaya başlasa ve bu hal, öğle vakti geçinceye kadar hiç kesilmeden devam etse, bu kişi için özür hâlinin başlama şartı gerçekleşmiş olur. Artık bundan sonraki her namaz vakti içinde en az bir kere bu kanama hâli görülse, o kimse "ÖZÜRLÜ" sayılır. Çünkü, her namaz vakti içinde özür hâli tekerrür ettiği için, özrün devam ettiği ortaya çıkmış, özürlü sayılmanın ikinci şartı da böylece gerçekleşmiştir. Özür durumunun ortadan kalkması için, özür hâlinin bir namaz vakti içinde tamamen ortadan kalkması, hiç görülmemesi gereklidir. Böyle olan kimse, artık özürlü sayılmaktan çıkmış olur. Özür Sâhipleri İle İlgili Hükümler Nelerdir? Özür sâhipleri için, dînimiz büyük bir kolaylık göstermiştir. Bunların abdestleri, abdest bozucu özürleri devam ettiği halde bozulmaz. Bu halde iken namazlarını kılarlar. Abdest bozucu kan, irin, idrar gibi akıntıların kirlettiği yeri tekrar temizlemekle de mükellef tutulmazlar. Çünkü, bu kirler temizlendikten hemen sonra yeniden vâki olmaktadır. Meselâ, devamlı idrarı gelen bir kimsenin, abdestini idrar akıntısı bozmadığı gibi, gelen bu idrarın kirlettiği yeri yıkamak mecburiyeti de yoktur. İdrar kirletmesi mevcut olduğu halde namazını kılar. Dînimizin özür sâhiplerine sağladığı bu kolaylığa karşı, onların da dikkat edecekleri bir husus vardır. O da şudur: Özürlü olduğunu tesbit eden kimse, her namaz vakti için, ayrı abdest alır, o vakit için aldığı bu abdestle dilediği kadar nafile veya kaza namazı kılabilir. Vitir ve cenaze namazlarını edâ edebilir. Özür sâhibinin aldığı abdest, sadece içinde bulunduğu namaz vakti süresince geçerlidir. Bir namaz vaktinin çıkıp diğer vaktin girmesiyle abdesti bozulur. Giren yeni vakit namazı için, yeniden abdest alması gerekir. Meselâ; bir özür sâhibi sabah namazı için vaktinde abdest alsa, bu abdesti sabah namazının vaktinin çıkmasına kadar muteberdir. Vaktin çıkmasıyla, yani, güneş doğmasıyla abdest bozulur, hükmü kalmaz. Artık bu abdestle hiçbir namaz kılamaz. Özür sâhiplerinin dikkat edecekleri bir husus da, özürlü olmayanlara imamlık yapamıyacaklarıdır. Bu bakımdan özürlüleri imamlığa zorlamak doğru olmaz. Özürlülerin sabah namazı için aldıkları abdest, güneş doğmasıyla bozulduğu için, bayram ve kuşluk namazları için ayrıca abdest almaları gerekir.
Mehmed Dikmen
! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN BURAYA TIKLAYARAK KAYIT OLMALISINIZ !
BİNLERCE HEDİYEDEN BİRİNİ KAZANMAK İSTERMİSİN?
HEMEN TIKLA VE ÜYE OL HEM ARKADAŞ HEMDE HEDİYE KAZANMAYA BAŞLA
|