|
|
Www.Hossohbetci.Com " Degisen Dunyanin Degismeyen Yuzu Seviyeli Hossohbet Adresiniz"
Abdestin sünnetleri şunlardır: 1 - Abdeste başlarken ilk olarak temiz olan elleri bileklere kadar yıkamak.. Eğer eller temiz değilse, onu yıkamak farzdır. Çünkü, eller temizleme âletidir. Başka uzuvları kirletmemesi için öncelikle yıkanması gerekir. 2 - Abdeste "Eûzü - Besmele" ile başlamak.. Besmelenin, abdestin başlangıcında, elleri yıkarken çekilmesi gerekir. Unutulsa, sonra hatırlandığında söylense, sünnet yerine getirilmiş olmaz. Çünkü, abdest fiili, yemek fiili gibi değildir. Abdest bütünüyle tek bir fiildir. Halbuki yemekte her lokma bir fiildir. Yemeğin başlangıcında besmele unutulsa da, sonradan hatırlandığında söylense, sünnete riâyet edilmiş olur. Hadîs-i şerîf'te, abdeste başlarken, besmele çekmeyenin abdestinin tam ve kâmil bir abdest olmayacağı belirtilmiştir. Bir diğer hadîste ise, "abdestini besmele ile alanın her tarafı temiz ve pâk olur. Besmele çekmeyenin ise, sadece abdest yerleri pâklanır" buyurulmuştur. * Hanbelîlere göre, abdestin başlangıcında, besmele çekmek vâcibdir. Kasden terkedilirse, abdest bozulur. Unutularak terkedilirse, abdest bozulmaz, ancak sevabı noksanlaşır. Aslında besmele, "her hayrın başıdır." İslâm nişanı olan bu mübârek kelimeyi sadece abdest, namaz gibi ibadetlerde değil, hayırlı ve meşrû' olan her işin başlangıcında söylemek gerekir. Nitekim hadîs-i şerîfte, "Allah'ın ismi ile başlanmamış bütün işlerin hayır ve bereketten uzak, noksan ve kısır kalacağına" işaret buyurulmuştur. 3 - Niyet etmek. Niyet, elleri veya yüzü yıkarken olmalıdır. Niyetten kasıd, abdest aldığının kalben şuurunda olmak ve bilmektir. Dil ile söylenmese bile, kalbde abdest almak arzusunun bulunmasıyla niyet tamam olur. * Mâlikîlere ve Şâfiîlere göre, abdestin başlangıcında niyet etmek farzdır. Şâfiîlerde bunun yüz yıkanırken yapılması gerekir. Hanbelîlere göre ise, niyet, abdestin sıhhatının şartıdır. Niyetsiz abdest sahîh olmaz. 4 - Abdestin başlangıcında misvak kullanmak, yani, dişleri temizlemek.. Dişleri olmayan veya dişleri olup da diş etlerindeki rahatsızlık sebebiyle misvak veya fırça kullanmaktan eziyet duyan veya abdest aldığı anda yanında fırça veya misvağı bulunmaya bir kimse, dişlerini ve diş etlerini baş ve şehadet parmakları ile iyice ovalayarak yıkar. Resûlüllah Efendimizin beyanına göre misvakla dişleri temizleyerek kılınan namaz, diş temizliği yapılmadan kılınan namazdan yetmiş derece daha fazîletlidir. Kadınların oruçlu olmadıkları zaman, sakız çiğnemeleri, misvak yerine geçer. 5 - Üç kere mazmaza, üç kere de istinşak yapmak.. Mazmaza, ağzın içini su ile doldurmak ve bu suyu ağızda dolaştırıp ağzın her tarafını ıslattıktan sonra atmaktır. İstinşak ise; suyu burnun içine çekerek yumuşak yerlerine ulaştırmaktır. Suyu burnuna nefesle çekmek şart değildir. Burna akıtmak suretiyle de istinşak gerçekleşir. Mazmaza ve istinşak sünnet-i müekkededir. Önce mazmaza, sonra istinşak yapılmalıdır. Ve her biri üçer kere olmalıdır. Her seferinde de ağza ve burna yeni su alınmalıdır. Bu hususlardan biri terkedilirse, bu sünnet yerine getirilmiş olmaz. Abdestte sünnet olan mazmaza ve istinşak, gusülde farzdır. 6 - Mazmaza ve istinşakda mübalâğa yapılması.. Yani mazmazada suyu boğaza kadar vardırmak ve istinşakda suyu burnun katı yerine kadar çekmektir. Oruçlu kimseye mübalâğa gerekmez. Çünkü, boğaza su kaçıp da orucu bozma tehlikesi vardır. 7 - Abdesti tertip üzere almak.. Yani önce yüz, sonra kollar, sonra başa mesh, sonra da ayakları yıkamak tertibiyle abdest almak.. Bu tertibe riayet edilmese de abdest câizdir. Ancak sünnet terkedilmiş olur. Şâfiîler ve Hanbelîlere göre tertibe riâyet farzdır. 8 - Yıkamaya sağdan başlamak.. Yani kol ve ayakların önce sağ, sonra sollarını yıkamak. Bu sünnet çift âzalar içindir. 9 - Yıkamayı üçlemek.. Yani abdestte yıkanan her âzayı ayrı üç su ile üç kere yıkamak. Bunlardan birinci yıkayış farz, diğerleri sünnettir. 10 - El ve ayakları yıkamaya parmak uçlarından başlamak.. 11 - El ve ayakları yıkarken parmakların arasını hilâllemek, yani parmak aralarını ovmak. El parmaklarının hilâllenmesi; yıkanmayan elin parmaklarını, yıkanan elin parmaklarının arasına geçirerek ovmaktır. Ayakların hilâllenmesi ise, el parmaklarından birini ayak parmaklarının aralarına sokup ovmaktır. Ayakları hilâllemenin en güzel şekli; hilâllemeye sağ ayağın serçe parmağından başlayarak sol ayağın serçe parmağında bitirmektir. Ayaklar akar suya sokulsa bile, hilâllemek müstahsendir. 12 - Yüz, üç kere yıkandıktan sonra, sık olan sakalı bir avuç su ile alttan hilâllemek.. Sakalın hilâllenmesi, sakalın arasına alttan parmak sokularak kılların aşağıdan yukarı doğru ayrılmasıdır. 13 - Başın tamamını bir su ile meshetmek. Buna kaplama mesh denir. Yapılışı şöyledir: Her iki el tamamen ıslatılır. Sonra bu iki elin küçük ve orta ve adsız parmakları birbirine birleştirilerek başın ön tarafına parmak uçları birbirine değecek şekilde yerleştirilir. Ve bu parmaklar başın ön tarafından enseye kadar çekilir. Sonra da iki elin ayaları başın iki tarafına yapıştırılarak ense tarafından başın önüne kadar çekilir. Bu suretle kaplama mesh yapılmış olur. 14 - Kulakları meshetmek.. Kulakları mesh için, ayrı suya lüzum yoktur. Başın meshedildiği ıslaklık ile kulaklar da meshedilir. Kulakların dışı ve arkası baş parmak ile, içi ise şehadet parmakları ile meshedilir. Serçe parmakları da oyuk içine sokulup kımıldatılır. * Hanbelîlere göre, kulakların içini meshetmek farzdır. Zira onlar, kulağı başa dahil sayarlar. * Şâfiîlere göre, başa yapılan meshi üç kere tekrar etmek sünnettir. 15 -ÊBonunu iki elin arkası ile meshetmek.. Boğaz meshedilmez. Boynun meshi, el yeniden ıslatılmadan, elin arkasındaki yaşlık ile yapılır. 16 - Abdest âzalarını, üstüne su döktükçe ovalamak.. 17 - Abdest âzalarının yıkanmasına aralıksız devam etmek. Yani, âzalardan herhangi biri kurumadan diğerlerini de yıkamalıdır. (Buna "vila" veya "müvalât" denir). Ancak havanın sıcaklığı sebebiyle yıkanan âza hemen kurursa, bu sünnet terkedilmiş olmaz. * Mâlikîlere göre, müvalât, abdestin farzlarındandır.
Abdestin Âdâbı (Müstehabları) Nelerdir? Şu hususlar abdestin âdâbındandır. Yâni, yapılırsa sevab kazanılır. Yapılmazsa hiçbir ceza, itab ve kınama yoktur. 1 - Abdest alırken suyun sıçramasından korunmak için yüksek bir yere çıkmak. 2 - Kıbleye doğru yönelerek abdest almak. 3 - Abdest alırken kimseden yardım istememek. Yani abdest ibadetini, kimsenin yardımı olmaksızın bizzat kendi yapmaya çalışmak. Hastalık v.s. gibi başkasının yardımını zarurî kılan özür hâli bundan müstesnadır. Bir de kişi kendisi yardım taleb etmeden, başka birinin ona gönüllü olarak yardım etmesinde de bir mahzur yoktur. Âdâb ihlâl edilmiş olmaz. Nitekim ashaptan bâzılarının, Resûlüllah Efendimize -Resûlüllah'tan bir yardım isteği gelmediği halde- abdest alırken ibrikle su döktükleri ve duâ-yı Nebevîye mazhar oldukları hadîs kitablarında kayıtlıdır. Bu da gösteriyor ki, başkasının gönüllü olarak yaptığı, abdest suyunu hazırlamak ve dökmek gibi herhangi bir hizmeti kabûlde mahzur yoktur. 4 - Zaruret olmadıkça abdest alırken konuşmamak. Çünkü dünyevî lâkırdı, insanı abdest dualarını okumaktan alıkor. 5 - Abdest almaya kalben olduğu gibi dil ile de niyet etmek ve bu niyeti abdestin evvelinden nihayetine kadar unutmayıp kalbde tutmak. 6 - Her uzvu yıkarken ayrı besmele çekmek ve seleften nakledilen abdest dualarını okumak. Eğer bu duaları bilmiyorsa, Peygamber Efendimize salât ü selâm getirmek.. 7 - Dar olmayan, altına su nüfuz edebilen yüzüğü oynatmak. Dar olan yüzük, zaten altına suyun geçebilmesini sağlamak için oynatılmalıdır. 8 - Ağıza ve buruna su vermeyi sağ el ile yapmak.. 9 -Buruna çekilen suyu, sol el ile atmak. 10 - Abdest alırken suyu ne israf derecede fazla ve ne de uzuvlardan, hiç damlamayacak kadar az kullanmak. Yani israf da etmemek, çok da kısmamak.. Resûlüllah Efendimiz bir gün Ashaptan Sa'd bin Ebî Vakkas'ı suyu bol bol dökünerek abdest alır halde görmüş ve ona hitaben: - Bu israf nedir ki? demiştir. Sa'd de bunun üzerine hayret dolu bir sesle: - Abdestte israf olur mu ya Resûlâllah? diye sormuştur. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz Sa'd'e şu cevabı vermiştir: - Evet, akan bir nehrin kenarında bile abdest alsan, suyu fazla harcadın mı, israf olur.." 11 - Özür sahibi olmayan için, ibâdete hazırlık olmak üzere, vakit girmeden abdest almak veya her vakit abdestli bulunmaya gayret etmek. Vakit girmeden abdest almak, çok faziletlidir. Çünkü, bu durum onu ruhen ibâdet havasına hazırlar, kalben ibâdete müteveccih kılar. Devamlı abdestli bulunmak ise, çok büyük sevablara ve mânevî faydalara vesiledir. Çünkü, böyle bir kimse, abdestle işlenmesi gereken sâlih amellerden hangisini dilerse, nerede olursa olsun, kaçırmadan işleyebilir. Cemaatle namaz kılabilir, nafile namaz kılabilir, cenaze namazı kılabilir, tilâvet secdesi yapabilir, istediği zaman Mushaf'ı tutabilir. Kısacası her türlü sâlih ameli işlemek, bu sayede mümkün olur. Ayrıca abdestli iken vefat ederse, şehidlik mertebesine nâil olması da umulur. Hadîs-i şerîf'te, daima abdestli bulunan ve yatağa abdestli olarak yatanlar için, meleklerin devamlı istiğfarda bulundukları zikredilmiştir. Abdeste devam eden kimseye, yedi hasletin ihsân edileceği rivâyet edilir: * Melekler onun sohbetine rağbet ederler. * Kalem ona sevab yazmaktan asla boş durmaz. * O kimsenin bütün âzaları tesbih ederler. * Câmi ve cemaatten geri kalmaz. * Melekler, onu gece karanlığında kendisine isabet edebilecek zararlı şeylerden muhafaza ederler. * Sekerat hâlinde ölümü kolay olur. * Cenâb-ı Hakk'ın hıfz ve emânında olur. 12 - Abdest üzerine abdest almak.. Hadîs-i şerîf'te bir kimse abdestli iken bir daha abdest alsa, ona on sevab yazılacağı beyan edilmiştir. 13 - Abdestin sonunda kıbleye karşı ayakta olarak şehadet getirmek ve: "Allahümme'c'alnî minettevvâbîne ve'c'alnî mine'l-mütetahhirîn" (*) diye dua etmek. 14 - Güneşte ısınmış su ile abdest almamak. Güneşteki gözle görünmeyen zararlı ışınların suya geçeceği, abdest alan kimsenin sıhhatına zarar vereceği söylenmektedir. 15 - İbrikle abdest alanların, ibriklerini boş bırakmayıp, diğer abdest için su ile doldurmaları.. Bu, namazın geciktirilmesi hususunda şeytanın tama'ını ve ümidini kesmesine sebeb olur, denilmiştir. 16 - Abdest sonunda kelime-i şehadeti söyledikten sonra Kadr sûresini üç kere okumak. 17 - Kolları, yüzü ve ayakları yıkamakta mübalâğa yapmak. Yani kolları yıkarken omuza kadar yıkamak, ayakları yıkarken dize kadar suyu çıkarmak, yüzü yıkarken suyu boyna kadar indirmek de, âdâbdandır. Bunun sebebi, kıyâmet gününde Muhammed (asm) ümmetinin yüzlerinin ve abdest âzalarının parlak ve nurlu olmasıdır. Bu, sadece İslâm ümmetine verilmiş bir özelliktir. Abdest âzalarındaki bu parlaklığı, nur ve beyazlığı daha da arttırmak ve büyütmek için hadîs-i şerîf'te abdest âzalarının yıkanmasında mübalâğa edilmesi istenmiştir: "Muhakkak, ümmetim kıyâmet gününde gurra ve tahcil sâhibi, yani, yüzleri nurlu ve abdest âzaları abdest eserinden bembeyaz olarak geleceklerdir. Sizden kim bu nur ve beyazlığını uzatabilirse uzatsın". 18 - Abdestten sonra, kerâhet vakti değilse iki rek'at nafile namaz kılmak da âdabtandır.
Mehmed Dikmen
! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN BURAYA TIKLAYARAK KAYIT OLMALISINIZ !
BİNLERCE HEDİYEDEN BİRİNİ KAZANMAK İSTERMİSİN?
HEMEN TIKLA VE ÜYE OL HEM ARKADAŞ HEMDE HEDİYE KAZANMAYA BAŞLA
|