|
|
Www.Hossohbetci.Com " Degisen Dunyanin Degismeyen Yuzu Seviyeli Hossohbet Adresiniz"
NECİB FAZIL KISAKÜREK * O GECE Bir gece hayatımda öyle bir gün doğdu ki:Kundaktan patiğe, emzikten kısa pantolona, oyuncaktan boyun bağına, beş taştan iskambil kağıdına ve ayva tüyünden kır saça kadar, anne, baba, dadı, mektep, arkadaş, kitap, hoca, tabiat, şehir, cemiyet... kimden ne aldımsa; HEPSİNİ GERİ VERDİM!Ruhumda istifledikleri hazırlop dünya, bir sarsılışta yıkıldı, gitti... Eşya ve hadiselerin aslını, özünü, cevherini araştırırken öyle bir sırrı tırmıkladım ki, bu sır şahlandı ve beni çarptı... Maddenin mahpus olduğu kaba bir dört köşe içinde, bir takım eşya ve hadiseleri düzenleyip ALLAH VAR diyenlere ve yine bir takım eşya ve hadiseleri düzenleyip ALLAH YOK diyenlere nispet, ruhumda beşeri kanunların tezgahı o türlü devrildi ki, devrilişin altından yalnız Mutlak Hakikat doğrulabilirdi... HER ŞEYİ O TÜRLÜ KAYBETTİM Kİ, ALLAH'I KAZANDIM... EVET O GECE...
ŞU YARATICILIK GÖSTERİSİNE BAKAR MISINIZ?!.. İnsanı şaşırtan şeylerin başında gelir, yıldızlar ve insanlardaki iyilik!Rab "İnsanlara ufuklarda(uzayın derinliklerinde, makro alemde) ve kendi nefislerinde(mikro alemde, atomun yapısında)ayetlerimizi(delillerimizi) göstereceğiz ki Kuran'ın gerçek olduğu, onlara iyice belli olsun.Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi?"(Fussilet, 53)buyurmuyor mu?Bu kadar muhteşem ayrıntılı bir yaratma.Yani örümceğin kılcal damarlarına kadar düşünen, bir örümcek yaratıp onunla yetinmeyip üç yüz türünü yaratan; bir maymun yaratıp onunla da yetinmeyip iki yüz ayrı çeşidi yaratan; denizin altında her bir balığı birbirinden farklı yaratan bir yaratıcılık...İnsan olağanüstü bir yapı, büyük bir kudret işi.Yaratıcılık gösterisine bakar mısın?Altı milyar aynı şeyden yapıyorsun ve hiç biri birbirine benzemiyor:Ne siması, ne sesi, ne parmak izi, ne kornea tabakası, ne de DNA'sı!!!... "Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gök yüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti. Onu yükseltip düzene koydu. Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı. Ondan sonra da yer küreyi döşedi. Kediniz ve hayvanlarınız için bir faydalanma olmak üzere yerden suyunu ve otlağını çıkardı ve dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi." (Naziat, 27-33) "Hiçbir beşeri görüş ve tasavvur O'nu kuşatamaz, fakat O, her türlü beşeri görüş ve tasavvuru çepeçevre kuşatır; yalnızca O'dur her şeye nüfuz eden, her şeyden haberdar olan'dır."(En'am, 103) Biz göğü büyük bir kudretle bine ettik ve şüphesiz biz onu genişleticiyiz." (Zariyat, 47) "O gökleri dayanak olmaksızın yaratmıştır, bunu görmektesiniz.Yerde de sizi sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı ve orada her canlıdan türetip yayıverdi.Biz gökten su indirdik, böylelikle orada her güzel olan çiftten bir bitki bitirdik.Bu Allah'ın yaratmasıdır.Şu halde O'nun dışında olanların yarattıklarını bana gösterin.Hayır zulmedenler, açıkça bur sapıklık içindedirler."(Lokman, 10-11), "Ve aşılayıcılar olarak rüzgarları gönderdik.."(Hicr, 22), "Şüphesiz biz insanı karmaşık olan bir damla sudan yarattık.Onu deniyoruz.Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık."(İnsan, 2), "Evet, onun parmak uçlarını dahi derleyip-yeniden-düzene koymaya güç yetirenleriz."(Kiyamet, 4)...ALLAH'IN
SONSUZ GÜÇ VE KUDRETİ: ALLAHU EKBER!
Günümüz bilimi ve teknolojisi, Allah'a olan inancımızı daha da kuvvetlendirici bir mahiyet, özellik arzediyor:Radyo ve Televizyon Yayinevlerinin yayınlarını, canlı olarak evimizde, işyeririmizde... Radyo ve TV aletleri aracılığıyla oldukça net bir şekilde dinliyor , seyredebiliyoruz.Özellikle oldukça uzak mesafelerdeki (örneğin Amerika, hatta uzayın derinlikleri) her hangi bir yayını ses ve görüntü halinde naklen, canlı olarak evimizde, otururken TV ekranlarından seyredebiliyoruz.Bu bize gözümüzle göremediğimiz, kulağımızla duyamadığımız şeylerin "yok" sayılamayacağı gerçeğini hatırlatır...
Ya Astronomi'deki gelişmelere ne demeli!Dünyamız ve diğer gezegenler Güneş'in etrafında dönerler ve "güneş sistemi"ni oluştururlar.Güneş sistemi benzeri pek çok sistem(tahminen 250 milyar) "Samanyolu Galaksisi"ni oluştururlar.Samanyolu galaksisi ise benzeri galaksilerden(takriben 400 milyar) sadece biridir.Adeta sonsuz bir mahiyet arzeden bu muazzam büyüklükteki kainatı, evreni ise Yüce Rabbimiz yaratmıştır.Bu büyüklükteki evreni yaratan Rabbimizin büyüklüğünü ise varın sizler kıyaslayın!... ALLAHU EKBER ALLAHU EKBER ALLAHU EKBER...
"Mutlak hükümranlık elinde olan Allah yüceler yücesidir ve O'nun her şeye gücü yeter.O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştr.O mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır. O birbir ile ahenktar yedi göğü yaratmıştır.Rahman olan Allah'ın yaratmasında hiç bir uygunsuzluk göremezsin.Gözünü çevir de birbak bir bozukluk görebiliyor musunuz?Sonra gözünü tekrar tekrar çevir bak; göz aradığı bozukluğu bulmaktan aciz ve bitkin halde sana dönecektir.Andolsun ki biz en yakın olan göğü kandillerle donattık..."(Mülk, 1-5)
Yere hangi tohum atıldı da bitmedi! Neden insan tohumuna gelince bitmeyecek zannına düşüyorsun?!...(MEVLANA)
MARİFETULLAH(Allah akılla bilinir; kalb ile tanınır.)
Marifetullah, yani Allah'ı tanımak, Ancak O'nu nasıl tanıyacaksınız? Allah'ı tanımanın yeri aklınız değildir.Çünkü akıl, hammaddesini duyular vasıtası ile elde eder.Akıl O'nu idrak edemez, belki O'nun varlığının delillerini elde eder ve bu delillerden yola çıkarak O'nun varlığına ikna olur.Allah'ı tanımanın asıl mekanı kalbdir.Yani imanın, sevginin, ve aşkın da makamı olan kalb.Kalb, O'nu tanıyana kadar fırtınalı bir okyanustur.Tanıma gerçekleştiği an bu fırtına diner, okyanus sakinleşir ve kalb mutmain olur.Buna itmi'nan denir. İtmi'nanın gerçekleşmesi için bilgi gereklidir.İşte O bilgiyi verecek olan tek kaynak ta vahiydir.Çünkü zatı hakkındaki en doğru bilgiyi yine Allah verir.O nedir? sorusuna Kuran şu karşılığı verir:O hiçbir şey gibi değildir. (Şura, 11) "Allah'ın yarattıkları hakkında düşününüz.Fakat Allah'ın zatı hakkında düşünmeyiniz.Gerçekten siz buna güç yetiremezsiniz."(Hz.Muhammed(sav)) Sivrisineğin gözünü yaratan, pirenin midesini tanzim eden güneşi de güneş sistemini de tanzim etmiştir: "Taneyi ve çekirdeği yaran şüphesiz Allah'tır.O diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır.İşte Allah budur.Öyleyse nasıl oluyor da çevriliyorsunuz!" (En'am, 95) "Gökleri ve yeri yaratmak, insanları yaratmaktan daha büyüktür.Lakin insanları çoğu bunu bilmezler."(Mümin, 57) "Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gök yüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti.Onu yükseltip düzene koydu.Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı.Ondan sonra da yer küreyi döşedi.Kediniz ve hayvanlarınız için bir faydalanma olmak üzere yerden suyunu ve otlağını çıkardı ve dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi."(Naziat, 27-33) 'Hiçbir beşeri görüş ve tasavvur O'nu kuşatamaz, fakat O, her türlü beşeri görüş ve tasavvuru çepeçevre kuşatır; yalnızca O'dur her şeye nüfuz eden, her şeyden haberdar olan."(En'am, 103)
BANA HER ŞEY SENİ HATIRLATIYOR Belgesellerde ne kadar değerli bilgiler sunuluyor. Okyanusların dibinden karlı dağların tepelerine kadar her yere ulaşarak meşakkatli çalışmalarla elde edilen görüntüler, televizyon aracılığıyla ulaştırılıyor insanlara. Ekvatordan kutuplara varıncaya tabiatın sırları bütün ayrıntısıyla anlatılıyor.Kutup ayısından çalı kuşuna, deniz yıldızından örümceğe, antiloplardan loplara kadar. Yerin dibi ayrı bir âlem, uzayın derinlikleri ayrı. Veya hiçbiri ayrı değil, hepsi aynı bütünün bir parçası. Bütün bunlar, şüphesiz yaratılış mucizesinin örneği. Her biri ayrı birer harika! Hele insan vücudu!.. İşte burada itiraz edecek birini bulmak neredeyse imkansızdır. Yüce Yaratıcı, yarattığı her şeyi ibret olarak sunmuş bize. Esasen o kadar fazla örnek bulunmasına rağmen, inanmak için adam olana bir kum tanesi bile yeter. Veya bir yaprak...Veya bir yağmur damlası, bir kar tanesi... Tek başına bir karınca...
İnanmanın en kestirme tanımı: Hatırlamak ve anımsamaktır, dersek sanırım isabet etmiş oluruz. İnanmamak ise unutmak ve derinlere saklayıp, gizlemek demektir.Arapça'daki "Kafir" sözcüğünün işaret ettiği anlamla uyum halindedir.Kafir, saklayan ve derinlerde gizleyen demektir.Onun içindir ki, Arapça'da çiftçiye, tohumu toprakta saklayan anlamında "kafir" de denir. Hayatın fizik üstü (metafizik) boyutunda kalır "iman" Gönül işidir, isbat istemez.İman gönülde yerini bulmuşsa, isbat aramaz, bu bir tavır meselesidir artık. Işığın fotonlarını görmek gerekmez.Çünkü onun nesneden yansıması bir gerçektir.Tıpkı evrendeki her şeyden, Yüce Allah'ın tecellisinin yansıması gibi...
ALLAH İnsanın yaratılışında, müsbet(vicdan) ve menfi(nefs) her iki yön birlikte vardır.Müsbet yönünün tekamülünü sağlamak ve menfi yönünün zararından korunup müsbete yönlendirmek, dönüştürmek için DİN(ALLAH) tabii olarak vardır.O'nsuz bir tasavvur; dünya, yaşam... anlamsız, amaçsız ve de sıkıcı olur.Görev ne, kime, niçin...soruları cevapsız kalır...İşte tam bu noktada insan-Allah'sız kalırsa-kendinde bir tanrılık olduğu(hümanizm nihayetinde bunu amirdir) zehabına kapılır ki, insanlık için en büyük varta(şirk, kendi kendini inkar, zülm...)budur...Aciz, naçar yaratılmış bir varlık... nasıl tanrı olabilir ki?!...
EVRENDE MÜKEMMEL BİR NİZAM VARDIR! Yaşadığımız evrende her şey mükemmel bir uyum içerisindedir.Bilenen yaklaşık 300 milyar galaksi ve her galakside bulunan yaklaşık 300 'er milyar yıldızla son derece düzenli şekilde varlıklarını sürdürmektedirler.Öyle ki tüm galaksiler, yıldızlar, gezegenler ve uydular hem kendi etraflarında, hem de bağlı oldukları sistemlerle birlikte belirli yörüngelerde dönmektedirler.Böyle bir düzenin oluşması, hiçbir şekilde rastlantılarla açıklanamaz. Üstelik evrendeki hız kavramı, dünya ölçüleriyle karşılaştırıldığında akıl almaz boyutlardadır.Milyonlarca ton ağırlığındaki yıldızlar, gezegenler, galaksiler ve galaksi kümeleri uzay içinde müthiş bir süratle hareket ederler.Üzerinde yaşadığımız Dünya saatte 1670 km. hızla kendi ekseni etrafında, 108.000 km. hızla güneşin etrafında döner.Güneş sisteminin galaksi merkezi etrafındaki dönüş sürati saatte 720.000 km. iken, Samanyolu galaksisinin uzaydaki hızı saatte 950.000 km.dir.Durmaksızın devam eden hareket öylesine yoğundur ki, Dünya ve Güneş Sistemi her sene bir önceki sene bulunduğu yerden 500 milyon kilometre uzakta bulunur.Bu alemi Allah yaratmıştır.-Elhamdulillahi Rabbilalemin- "Doğrusu biz Kur'an-ı Kadir Gecesi'nde indirmişizdir. Kadir Gecesi'nin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır.Melekler ve Cebrail o gecede Rab'lerinin izniyle her türlü iş için inerler de inerler. O gece tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir." (Kadir, 1-5)
ZAMANIN İZAFİ YANİ GÖRECELİ OLUŞU 1-Kabul edelim ki ışık hızına yakın bir hızla hareket eden bir uzay aracına bindiniz ve yola çıktınız.Eğer aracınız, ışık hızının %90 ı kadar bir hızla yol alırsa, dünyada geçen her yıl, sizin için 4.2 yıl olacaktır.Sizin zamanınız dünya zamanına göre kısaldı Bunun anlamı şudur: Dünyada bıraktığınız her şey 10 yıl yaşlanırken, siz sadece 4.3 yaşlandınız. Eğer uzay aracının hız, ışık hızının %99 u gibi yüksek bir orana erişirse, o zaman ne olacaktır?İşte o zaman aklımızın ermediği, ama hesaplamaların tamamen doğruladığı olağanüstü bir deneyden geçmiş olursunuz.Matematik denklemler yardımıyla anlıyoruz ki, dünyada geçen 30 yıl, araçta 2.9 yıla eşdeğer olacaktır.Bunun basit fakat karıştıran tarafı şu oluyor:30 yaşında uzaya çıkan bir baba, 3 yaşındaki oğlunu bırakıp, geri dönse, oğlu 33 yaşında kendisi de 33 yaşında olacaktır.Baba oğul aynı yaştalar Eğer babanın yaşı 27, oğlunun yaşı 3 olsa, 30 dünya senesi sonra, oğul 33 yaşında baba ise 30 yaşında olacaktır.Oğul babadan daha da yaşlı oldu.Uzay aracında baba 3 yıl yaşlandı.Oysa dünyada bıraktıkları 30 yıl yaşlandı.Bu bir yorum, bilim-kurgu, efsane filan değil: modern fiziğin ileri derecedeki hesaplamalarına dayalı ve matematik denklemlerin ortaya koyduğu sonuçlardan elde edilen çarpıcı ve şaşırtıcı gerçeklerdir. 2-Işık bir saniyede 300.000 kilometre yol alırsa, bir dakikada, bir saatte, bir günde ve 365 günde acaba ne kadar yol alırdı?Bu soruya cevap arayan bilimciler, sonucu kolayca hesapladılar.Işık, uzayda bir yılda yaklaşık 9.5 trilyon kilometre yol almaktadır.Bu tanıma göre yıldızın ışığı bize bir yıl sonra gelirse, bu yıldız, bizden bir ışık yılı uzaklıkta bulunur.Ay, bizden 1 ışık saniyesi uzaklıktadır.Güneş bizden 8 ışık dakikası uzaklıktadır.En yakın sabit yıldızın ışığı dünyaya 4.5 yılda ulaşabilir.Kutup yıldızı bizden 45 ışık yılı uzaklıktadır.Işığı, bize çok uzun zamanda gelen yıldızların varlığı anlaşılınca, uzayın ne kadar büyük olduğu zihinlere biraz daha yerleşmiş olur. Uzayda yıldızlar genellikle toplu olarak bulunurlar.Böylece kalabalık yıldız grupları bir araya gelerek yıldız adaları denilen galaksileri oluştururlar.Açık ve berrak bir gecede gökyüzünde, bir uçtan bir uca kadar uzanan sayılamayacak kadar çok yıldızlardan meydana gelen titrek ve bulanık bir kuşak görülür.Bu kuşak, bizim Güneş Sistemi nin de içinde yer aldığı Samanyolu Galaksisini gösterir.Samanyolu nda bizim güneşimiz gibi daha 300 milyar güneşin mevcut olduğu biliniyor.Bir disk şeklinde uzayda yer alan galaksinin boyu 100.000 ışık yılı, eni ise 30.000 ışık yılı uzaklığına eşittir.Evrende bizimki gibi daha 300 milyar galaksinin bulunduğu kabul ediliyor.Bizim Samanyolu Galaksisi ne en yakın olan galaksinin ismi Andromodea yıldız adasıdır.Uzay atlaslarında M31 kod adı ile geçen bu galaksinin bizden uzaklığı ise 2.5 milyon ışık yılıdır.Teleskoplarda çok net bir şekilde görülen bu galaksi, adeta bir ışın yumağı gibidir.Bu galaksiye bakarken, zamanda da 2.5 milyon yıl geriye gidildiğini hatırlamak gerekir. 3-Bize en yakın yıldız olan Alfa Centauri nin, dünyamızdan 4.5 ışık yılı uzaklıkta yer aldığını biliyoruz. Buna göre, bu yıldızı şimdi izlediğimizde, onun 4.5 yıl önceki durumunu görüyoruz demektir.Bu gerçeğin tersi de doğrudur:Alfa Centauri den de dünyamızı şimdi izleyebilen bir gözlemci olsaydı, bizim 4.5 yıl önceki halimizi görecekti.Başka bir anlatımla, şu anda 4.5 yaşında olan bir çocuk, Alfa Centauri den bakıldığında birkaç günlük olarak görülecekti.Çünkü ışığın hızı bu mesafeyi ancak 4.5 yılda alıyor.Şimdi dikkat edelim.Buna göre, ışığı bize 45 yılda erişen bir yıldızdan birileri bize bakmış olsaydı, belki de çoğumuzu ya bebekken görecekti, ya da daha doğmayanları hiç göremeyecekti.Peki evrende ışığı bize 500 yılda gelen yıldızların da var olduğunu bildiğimize göre, bu yıldızlardan bakan bir gözlemci, şimdi dünyamıza baksa ve çok güçlü teleskopu ile İstanbul u gözlese idi, acaba kimi görürdü?Hiç şüphesiz Fatih Sultan Mehmet i görecekti!Peki bu görüntü; video, fotoğraf veya film gibi midir, yoksa gerçek midir? Tabii gerçek olması gerek Çünkü o gözlemci de kendi zamanından, 500 yıl geriye giderek İstanbul dan çıkan ışınları, şimdi yakaladı da ondan Bu yüzden görüntüler hayali değil; gerçektir, sahihtir.Bu gerçeğe göre, Fatih i şimdi gören gözlemci, Fatih in gerçek yüzünü görmüşse, Fatih yaşıyor demektir.Oysa biz Fatih i ölmüş biliyorduk Mantık doğru.Dünya zamanı ile, uzak bir yıldızın zamanı farklı değerlerle buluşuyor.Şimdi şu soruyu cevaplayalım: Acaba bizden 1400 ışık yılı uzaklıkta olan bir yıldızdan, dünyamıza şimdi bakan bir gözlemci olsaydı ve o da teleskopunun hassas mercek sistemlerini, Arabistan yarımadasına çevirseydi, acaba kimi gerçek olarak görecekti? ... -Bakınız:Kuran: Hacc, 47; Secde, 4; Mearic, 3-6-
ÖLÜM YOKLUK DEĞİLDİR " Öldüğüm gün, tabutumu omuzlar üzerinde gördüğün zaman bende bu cihanın derdi var sanma. Bana ağlama, yazık yazık, vah vah deme! Şeytanın tuzağına düşersen, vah vahın sırası o zamandır, yazık yazık o zaman denir... Cenazemi gördüğün zaman, ayrılık ayrılık deme; benim buluşmam, görüşmem o zamandır. Beni mezara koydukları zaman, elveda elveda deme! Mezar, cennet kapısının perdesidir. Batmayı gördün ya, doğmayı da seyret! Güneşle aya batmadan ne ziyan gelir... Sana batma görünür ama, o aslında doğmaya hazırlıktır; yeniden doğmadır.Mezar ise hapishane gibi görünür ama, aslında canın hapisten kurtuluşudur... Yere hangi tohum atıldı da bitmedi! Neden insan tohumuna gelince bitmeyecek zannına düşüyorsun?!... Hangi kova suya salındı da dolu olarak çıkmadı? Can Yusuf'u kuyuya düşünce niye ağlasın? Bu tarafta ağzını yumdun mu, o tarafta aç!... çünkü artık, hay huydan uzak, mekansızlık alemindesin!..." (MEVLANA)
Eli kalem, dili kelam tutan Hadim-i Kur'an
Muhterem Efendim!
Yaşlar yeterince ilerledi.Cesetler, kemalinde geriledi.Ruhlar yerinde sayıyor.Hisler uyanık zararlılar had safhada.Faideliler ölüm uykusunda; Nurun mühim hakikatlerı mestüre, diğerleri ise henüz tatbik sahasında değil.Bütün pazarlarda eneler alınıp satılmakta.Enelere verdiğin değer kadar sana da değer verilmekte.Değerlenmek için durmadan eneye pey vurulmakta, ölçüler bir türlü maddeden öteye gitmemekte, kimse dostunu düşmanından ayıramamakta, dava uğruna konulmuş başlar hala tahakküm ve Cerbeze taşları arasında ezilip, pestil edilmekte.Tahakküm eflakta, Cerbezenin gevezeliğinden kulaklar tıkalı.Ruhlar; kilo almış cesetleri çekmekten usanmış.Kalbin sanevberi bir kozalaktan ötesine yollar tam tıkalı.Sır, nezdimizde sadece bir isimden ibaret.Latife yüzdeki bir krem parlaklığının adı.Fedakarlık, Kırkta birin kırkta birini verebilenin meşhur uncanı.Davaya baş koyanlar taşlanmakta, taş koyanlar başlanmakta.Herkes kan kusuyor.Kimi acından, kimi yiye yiye mideyi çatlattğından.Nizamımızı bozanlar, Şirazeyi dağıtanlar kainata nizam vermek sevdasında.Dengeyi böylesine bozanlar denge feylosofu kesilmişler.Dava şahsiyet davası değil denmekte ama şahıs meddahlığı yegane geçer akçe.Aksine hareket edenler affı kabil olmayan cürmün suçlusu.Nerede Nasıl kimin yanında faideli olunur düşüncesinin yerini, kimin yanında nerede daha rahat edebilirim fikri almış.Bu hal-i pürmelalimize Ehl-i Hal ağlar, melekler üzülür, Resulullah (A.S.M.) müteessir olurken, halin müsebbibleri cinayete cani arama peşinde ve uydurma fetihleri boğazlanan koyun kafaları ile kutlanmakta.Kutlama törenine hatipler yapılan ve anlatılacak bir şey bulamadıklarından kendilerine el kaldıramayacak derecede güçsüz bıraktıklarının uydurma suçlarını dile getirmekte ve ehl-i hizmetin başlarını iyice batırmak için didinmektedirler.
Ey eli kalem, Dili kelam tutanlarımız!
Hal-ı Mezküreye daha ne kadar zaman seyirci kalacak ve sizi kendilerinden saymayanlara göz yumacaksınız?Yoksa İttihat ve hatt-ı Muvasala temininde büyük bir vazifedar olduğunuz hakkında şüpheniz mi var?
Böyle bir mektup yazmaya hakkım ve haddim yok.Ama, asrın manevi kumandanının kalp ve kafa mimarının, ruh ve sır hekiminin emrinde hizmet edip, hizmete devam etmek isteyip de yolları kapatılan, sahaları daraltıla daraltıla evlerinde muhasara altında tutulanları bu tuzaktan kurtarabileceğinize inndığım için hal-i pürmelalime bakmadan Hak namına yazmaya kendimi mecbur bildim...
! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN BURAYA TIKLAYARAK KAYIT OLMALISINIZ !
BİNLERCE HEDİYEDEN BİRİNİ KAZANMAK İSTERMİSİN?
HEMEN TIKLA VE ÜYE OL HEM ARKADAŞ HEMDE HEDİYE KAZANMAYA BAŞLA
|