|
|
Doğrudur
''Kendilerini hep ''çok'' bizi hep ''yok'' saydılar. Ve sonra kuyruklu bir yıldız gibi kaydılar, kayboldular...''
Doğrudur Bu hayattan Bu dünyadan Ezginliğim Bezginliğim Doğrudur!
Doğrudur Bu üç günlük sevdalara Sözüm ona yılın aşklarına Böylesine yalanlara dolanlara Önümüzde olanlara Arkamızdan çalanlara Bizi böyle yakanlara O kör gözle bakanlara Melek yüzlü yılanlara Nefretim Doğrudur!
Doğrudur Vur patlasın çal oynasın gecelere Gözyaşımıza gülenlere Kalbini cebinde unutup gezenlere Bu vurdum duymazlara Bu şiirsiz şarkılara Bu asrın hatası bestelere güftelere Kendisinden başkasına yar olmayan şairlere Böylesine yazanlara çizenlere Cümle uyur gezerlere Hayretim Doğrudur!
Bu nasıl bir tiyatro Bu nasıl bir komedi Kim dedi? Ne dedi? Nasıl dedi? Kim kimi havuza itti Kim kimi bir çıtır için terketti Tutturmuş gidiyor Bir ele vole - güle vole - tele vole Oysa kalemizde hep çile vole Bu ne hazin bir gerçek Bu nasıl bir ateşten gömlek Baştan başa acı Baştan başa yabancı Kendi yurdumda gurbetim Doğrudur!
Ah benim dolar yeşili gözlüm Ah benim gece kuşum Ah benim rüzgar gülüm Seni de şiirlerim gibi Parça parça kopardılar benden Ne sana Ne bana Ne de uykusuz gecelerime acımadılar İşte bu yüzden Bu yüz karası günlere Bu kendi ellerimizle yazdığımız kadere Cinnetim Doğrudur!
işte o gün-bugündür Kadın gibi kadına Adam gibi adama Hasretim Doğrudur! Ahmet Selçuk İlkan
Geleceğim Ol
Denize dökülen bir ırmak gibi Öyle ak içime,öylesine dol Yarına açılan bir yaprak gibi Unuttur mazimi geleceğim ol.
Hasretin yerini müjdeler alsın Bırak da mutluluk kapımı çalsın Bütün acılarım dünlerde kalsın Unuttur mazimi geleceğim ol.
Yorgunum yıllardır hep beklemekten Yorgunum gönlüme sabır ekmekten Kurtar artık beni hasret çekmekten Unuttur mazimi geleceğim ol Bir ömür boyunca seveceğim ol...
Inanmadın
yüreğinin çöllerine nehir oldum inanmadın saçlarının tellerine esir oldum inanmadın
diz çökerken dağlar bana Şimdi taşlar ağlar bana hayatımda ilk kez sana mahkum oldum inanmadın
inanmadın ne yapayın sensizlikmiş senden payım tanrımısın ki tapayım sevdim seni inanmadın
yere serdim gururumu hiçe saydım onurumu kucakladım umudumu koştum sana inanmadın
sen kavgamın tek galibi sen gönlümün tek sahibi sana uysal çocuk gibi teslim oldum inanmadın
yasak koydum şu kalbime ne geçti ki ah elime bağlanmak mı ne kelime öldüm sana inanmadın
inanmadın ne yapayım sensizlikmiş senden payım allahmısın ki tapayım sevdim seni inanmadın
sevdim seni inanmadın öldüm sana inanmadın koştum sana inanmadın inanmadın,inanmadın Ahmet Selçuk İlkan
Kahır Mektubu
Ne zaman iki satır yazmaya kalksam Hep sana, hep seni hep bizi yazıyorum Ne zaman bir kadeh alsam elime Hep sana, hep seni, hep bizi içiyorum
Her gece kederdeyim, durmadan içiyorum Sevda ektim kalbime, yalnızlık biçiyorum.
Elveda deyip bir gün viran edip gönlümü Ayrılıp gidişinin bu gece yıldönümü Bugün de sensiz içtim, bu akşam sensiz hiçtim. Bu gece her damlayı, iki kadehe biçtim Ayrılık öyle zor ki; kimsesiz kalan bilir Gözyaşı ne demektir; her gün ağlayan bilir
Her gece kederdeyim, durmadan içiyorum Sevda ektim kalbime, yalnızlık biçiyorum
Yokluğunla baş başa, kendimden geçiyorum Şerefe deyip şimdi, bin kahır içiyorum Birazdan gözlerimden geçersin ılık ılık Nice yıllar sevgilim, mutlu olsun ayrılık
Sevincim kederim sen, Gözüm sen ellerim sen Benim ne suçum var ki Sen benim kaderimsen
Karıştırmış kaderim şu gönlümün harcını Yaş döküp ödüyorum, ben bahtımın borcunu Dertliyim efkarlıyım gönlüm yine tasada Unutmak istiyorum kendimi bu masada
Her şey yalnız senin için üzme kendini Belki bugün belki yarın Anlayacaksın, çok sevdiğimi Ağlayacaksın
Ayrılık mı çıktı falda Sen bir yanda ben bir yanda Böyle bir aşk bu zamanda Belki bu gün belki yarın Anlayacaksın çok sevdiğimi Anlayacaksın
Rüzgar gibi geçti yıllar Tutunacak dal kalmadı Biran mutlu olmak için Çekilmedik dert kalmadı
Ahmet Selçuk İlkan
Mavi Gece
Bir mavi gecede başlamıştı sevdamız Ve maviye çalmıştı bütün umutlarım o gece Unutturmuştun bana karanlığın siyah olduğunu Ve gözlerinde fark etmiştim ilk kez Bütün gecelerimin mavi olduğunu
Bir mavi geceydi o Bütün gecelerden güzel Bir mavi geceydi o Benim için ömre bedel
Ve sonra... Bir gidişin vardı ki Mutluluğuma inat Bir gidişin vardi ki Kırıldı içimde kol kanat
Umutlarımın mavisini alıp gittin Denizlerimin mavisini çalıp gittin Masmavi dünyama Simsiyah bir çivi çakıp gittin...
Gittin Ve sen de her yalan gibi Bittin...
Ahmet Selçuk İlkan
Sen Vurdun da Ben Ölmedim mi?
Yokluğunda ne ateşleri hasretimle yaktım da, Bir seni yakamadım beni yaktığın gibi. Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni. Sense araya korkular koydun, Yasaklar koydun, Bitmez tükenmez engeller koydun. Şimdi nerdesin diye sakın sorma. Sen çağırdın da ben gelmedim mi?
Sen varken darılmazdım çiçeksiz baharlara, Yağmurlu havalara, bu kasvetli akşamlara. Sen varken; Bakıp içlenmezdim tren istasyonlarına, Otobüs duraklarına... Sen varken ayrılanlara ağlamazdım... Yıkılmazdım biten sevdaların ardından, Gidenlere küsmezdim, Kalanlara acımazdım... Sen varken böyle üşümezdim,titremezdim. Masumdum, çocuklar gibi. Böyle delirmezdim,küfretmezdim... Hele ölmeyi hiç düşünmezdim. Şimdi soruyorum sana: Adı sevdaysa bu cehennemin, Sen yaktın da ben yanmadım mı?
Biliyorsun; Bütün acılarına yeşil ışık yaktım olmadı. Bütün korkularına arka çıktım olmadı. Dağlara merdiven dayadım olmadı. Haziranda kar oldum yağdım avuçlarına olmadı. Sevdim olmadı,yandım olmadı,taptım olmadı. Artık benden pes! Bu aşkın biletini istediğin gibi kes! Nasılsa gidiyorsun. Biliyorum, git... Ama ardında; Ağlayan bir çift göz, Paramparça bir yürek, Ve yıkılmış bir dağ görmek istemiyosan; Çek silahını,daya sırtıma, Titrersem namerdim... Sen vurdun da ben ölmedim mi? Ahmet Selçuk İlkan
Yakılacak Adamım
''İlk ateşi sen yaktın, Son yangın da senden olsun. Senin canın sağ olsun...''
Bilmeliydim, Bir sabah çekip gideceğini. Dünyayı başıma yıkıp gideceğini bilmeliydim. Ve sen daha kırmadan bu aşkın kalemini, Ben her şeye eyvallah deyip, Çekip gitmeliydim bu şehirden.
Ben yakılacak adamım bu şehirde, Sana böyle yandığım için. Ben asılacak adamım bu şehirde, Seni böyle sevdiğim için.
Oysa, Neler öğretti hayat bana; Gülerken ağlamayı, Sırtımdan vurulmayı, Aç susuz yaşamayı... Daha neleri öğretti hayat bana. Bir sana yalvarmayı öğrenemedim, Bir de seni unutmayı.
Ben yakılacak adamım bu şehirde, Sana böyle yandığım için. Ben asılacak adamım bu şehirde, Seni böyle sevdiğim için.
Sen sahte mutlulukların süslü prensesi. Sen sosyetik barların şımarık sokak kedisi. Sen mutluluğumun korkak faresi. Sen hep aynı gecelerin, Hep aynı şarkıların, Hep aynı masaların vazgeçilmez mezesi. Senin cirit attığın sokaklarda, Ne gezer aşkın vefanın gölgesi. Çek git artık! Yaşanmasın bir daha aşkın böylesi. Çek git artık! Bitsin burada bu acı aşk hikayesi.
Oysa, Bir yudum mutluluğun için, Yollarına bir ömür serdim. Oysa, Bir gelişin için, Sokaklarına binlerce sabır ektim. Hasretse hasret, Acıysa acı, Uğrunda en kralını çektim. Üstelik yalnız ve tektim. Senin bir taş olduğunu nereden bilecektim?
Biliyorsun... Seni bebekler gibi sevdim, Seni çiçekler gibi sevdim, Seni melekler gibi sevdim. Çünkü sen; Tapılacak kadındın (!) bu devirde. Oysa ben; Sana böyle yandığım için, Sana böyle kandığım için, Seni böyle sevdiğim için, Asılacak adamım bu şehirde! Yakılacak adamım bu şehirde!
Git, git artık... Güle güle! ...
Ahmet Selçuk İlkan
İşte Gidiyorsun
İşte gidiyorsun Merdivenlerde bir ölüm sessizliği Kül rengi yağmurlar sokaklarda Üzerinde en çok sevdiğim ceketin En acısı Unut gitsin der gibi ıpıslak kirpiklerin Ve ilk defa Bu kadar aceleci Ellerin ayakların gözlerin Söylenecek ne varsa bitti -doğrudur- Artık bu saatler Kanadı kesik bir sevdanın Kalemi kırık bir aşkın Ve sayfaları yanık bir romanın sonudur..
İşte gidiyorsun Ellerinle açtığın bütün kapıları kapay__ak Hayat verdiğin odalardan gölgeni de alarak Ve sürgüne verip bütün düşlerimi Dağ gibi bir adamı yakarak Anlıyorum bu suskunluk Bir aşkın açılmamış son mektubudur Geride bıraktığın Saksıda bir gelin çiçeği Masada küskün bir anahtar Yüreğimde parmak izlerin Ve cevapsız yüzlerce sorudur
İşte gidiyorsun Dikerek gözlerime o mağrur bakışlarını Yıllardır düşlediğin zaferi kutlay__ak Ve masum bir veda gibi sokulup Ellerinle yüreğimi parçalay__ak Tarihte bugün Aylardan Eylül Günlerden hüzün Saatlerden ondur Sen kazanmayı Ben kaybetmeyi seçtim Anlıyorum Bu ikimiz için artık sondur
İşte gidiyorsun Ve biliyorsun Birazdan sol yanıma düşeceğim Yaramın olduğu yana Vurduğun yere yani Ne de olsa ayrılık acıdır zordur İşte karşında Ağır yaralı bir adam Bir avuç gözyaşı Ve ihanet makamında bir şarkı Suç mahallinde Senden kalan son delil budur Git hadi git vazgeçilmezim Şunu bil ki Dünyada bütün mezarlıklar Senin gibi vazgeçilmezlerle doludur.
Ahmet Selçuk İlkan
SENİ ARIYORUM bu şehrin bütün sokaklarına sinmiş yalnızlığım sensizliğin köşe başındayım avuçlarımda kırık dökük pişmanlıklar avuntusuz çıkmazlara doğru yürüyorum bütün umutsuzluğuma inat yine seni arıyorum... dudaklarımda bildiğin o ıslık sokak lambalarına sığınıyorum hafiften bir yağmur ağlıyor benimle bir deli rüzgar saçlarımda yalnızlıktan üşüyorum bulamayacağını bile bile yine seni arıyorum... anlatacak nelerim var bir bilsen içimde ihtilaller kopmuş kendimi sürgüne verdim mutluluğum çoktan iflas etmiş itiraza hakkım yok biliyorum beni savunmak sana düştü seni arıyorum... yarım kalmış şiirlerim gibisin yaşanmamış çocukluğumsun anılarımda öylesine eksiğim sensiz öylesine sahipsiz. işte bütün umutlara havlu attım gidiyorum içinde geç kalmışlığın çaresizliği çocuklar gibi ağlıyorum ve gel gör ki her damla göz yaşımda yine seni arıyorum...
! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN BURAYA TIKLAYARAK KAYIT OLMALISINIZ !
BİNLERCE HEDİYEDEN BİRİNİ KAZANMAK İSTERMİSİN?
HEMEN TIKLA VE ÜYE OL HEM ARKADAŞ HEMDE HEDİYE KAZANMAYA BAŞLA
|