Www.Hossohbetci.Com " Degisen Dunyanin Degismeyen Yuzu Seviyeli Hossohbet Adresiniz"
Şüheda gövdesi, bir baksana dağlar taşlar...
O rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar,
Yaralanmış temiz alnından, uzanmış yatıyor;
Bir hilal uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdada inerek, öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhidi.../
Bedrin aslanları ancak, bu kadar şanlı idi...
Sana dar gelmeyecek, makberi kimler kazsın?
'gömelim gel seni tarihe!' desem, sığmazsın.
Herc u merc ettiğin edvara, ya yetmez o kitaba...
seni ancak ebediyetler eder istiaba /
'Bu, taşındır' diyerek, Kabe'yi diksem başına;
Ruhumun vahini duysam da, geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, Rica nameyle,
Kanayan lahdine çeksem, bütün ecramiyle;
Mor bulutlarla, açık türbene çatsam da tavan;
Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsam oradan;
Sen bu avizenin altında, burünmüş kanına,
Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına,
Türbedarın gibi, ta fecre kadar bekletsem;
Gündüzün feci ile, avizeni lebsiz etsem;
Tulleşen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine “bir şey yapabildim” diyemem hatırana.
Sen ki, son ehil-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultanı, Salahaddin'i,
Kılıç Aralan gibi icmaline ettin hayran...
Sen ki islimi kuşatmış, doğuyorken hüsran,
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrimi adın;
Sen ki; asara gömülsen taşacaksın... Heyhat,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...
Ey sehiv oğlu sehiv, isteme benden makber,
Sana ağusunu açmış duruyor Peygamber.
Mehmet Âkif Ersoy